BIST 100 97.955 % 0,00
USD/TRY 5,3279 % 0,07
EUR/TRY 6,0585 % 0,03
Piyasalar
97.955
% 0,00
5,3283
% 0,06
6,0585
% 0,03
1,1365
% -0,04
18,04
0,00
1.278,27
% -0,17
62,26
% -0,77
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Kur savaşlarının kazananı kim? Hiç kimse!

Dünyanın en etkili ekonomistleri arasında yer alan Satyajit Das, Bloomberg News için kaleme aldığı yazısında para birimini zayıflatarak ihracat avantajı sağlamaya çalışmanın beraberinde getirdiği kayıpları anlattı

Kur savaşlarının kazananı kim?
SATYAJİT DAS/ BLOOMBERG NEWS 17 08 2016, 11:53

Yuanın (renminbi) son üç yılın en düşük seviyesine gerileyerek dolar karşısında yüzde 1,9 değer kaybetmesine yol açan Çin Merkez Bankası'nın sürpriz devalüasyon kararından bu yana bir yıl geçti. Bu sürede renminbinin zayıflığının yarattığı gerginlik biraz olsun azaltılsa da hâlen devam eden kur savaşlarını kimin kazanacağı net değil.

Daha ucuz para birimiyle rekabet avantajı sağlama fikri henüz piyasalardan tamamen silinmedi. Düşük değerdeki para birimleri, mal ve hizmetlerin ucuzlamasına, bu da ihracatın artmasına yol açıyor. Kendi para birimi cinsinden çok fazla dış borcun olması yabancılardan varlık akışı olacağı anlamına geliyor. 

Son yıllarda hükümetler kur piyasalarına direkt müdahale yerine, para birimlerinin değerini düşürmek için para politikalarını kullanmayı tercih ediyor. Bu politikalar talebi artırmayı hedefliyor. Ancak hanehalkları ve şirketler, tüketimi veya yatırımı finanse etmek için daha fazla borçlanmaya istekli değil. Düşük ve negatif faiz oranları borç ödeme maliyetlerini düşürürken, sermaye akışını teşvik ederek para birimi üzerindeki baskıyı da artırıyor.

DEVALÜASYON MODASI GEÇİYOR

Devalüasyon stratejisinin daha fazla kâr getireceği artık muallakta olan bir konu. Kur dalgalanmalarına kapıyı aralayan bu yöntem, uzun dönem yatırımların cesaretini kırıyor. Üstelik zayıf para birimi kişilerin satın alma gücünü düşürüyor. Euro, 2011'den bu yana dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti. Bu durum euro bölgesi tüketicilerinin refahını doğrudan etkiliyor.

Zayıf para birimi daha fazla ihracat artışını garantilemiyor çünkü dış talep küresel büyümedeki yavaşlamadan dolayı zayıflıyor. Dünya Bankası verilerine göre zayıf para birimlerinin 2004-2012 yılları arasında ihracata etkisi, 1996-2004 dönemindeki etkisinden yarı yarıya daha azdı. Küresel çapta ticaret büyümesi de 2014'ten bu yana belirgin şekilde düşüyor.

İHRACATIN YILDIZI SÖNÜYOR

Birçok ülkede ihracatın ekonomiye katkısı da zayıflıyor. İhracat ve ithalat ABD gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 20'sini oluştururken, çoğunlukla aynı para birimini kullanan Avrupa'da ticaretin ağırlığı serbest ticaret bölgesinde. Çin'in dış dünyayla etkileşimi ise montaj ve yerel işgücüne dayalı bir ekonomide ithal edilen parçaların son ürün olarak çıkarılmasıyla sınırlı. Bu durumda da düşük yuan ekonomide çok büyük hareketlilikler yaratmıyor.

Üretim zincirlerinin giderek karmaşıklaşması, arzın tüm ülkelere yayılmış olması da zayıf para biriminin avantajlarını silebiliyor. Japon otomobil üreticileri, yenin güçlü olduğu dönemde fabrikalarını yurtdışındaki ucuz bölgelere taşımışlardı ve yenin bir kez daha güçlenmeyeceği kesinleşmeden bu fabrikalara yeniden Japonya'ya taşınmayacak. İleri düzeyde üretim, bilgi teknolojileri, eğlence sektörü ve tıbbi ürünler ise kısıtlı rekabet ve uzun dönem sözleşmeler nedeniyle kur dalgalanmalarından en az etkilenen alanlar. 

Ülkelerin ucuz mallara karşı önlemleri de artmış durumda. Ticari kısıtlamalar, uzun prosedürler, yerel üreticilere verilen sübvansiyonlar bu önlemlerden bazıları.  Ürünler arasında ayrım gözeten önlemler 2015'te yüzde 50 oranında arttı. Bu oran, G20 ülkeleri için yüzde 80. 

Kur savaşlarının yalnızca bir ülkenin para biriminin zayıflaması durumunda bir kazananı olabilir. Ülkelerin hepsi aynı anda en ucuz para birimine sahip olamaz. Bu, bir ülkenin diğerlerine göre avantaj sağlayamayacağı anlamına gelmiyor. Ancak bu konudaki başarı ihtimali hiç olmadığı kadar düşmüş durumda.

Yukarı

Business HT×