PİYASALAR

Merkez'e göre kredi büyümesini riske çeviren senaryo

TCMB'nin enflasyon raporunda yer alan senaryo analizine göre krediler hızlı artarken banka asgari sermaye yeterlilik oranlarının sabit kalması olası bir yanılgının maliyetini yükseltiyor

Merkez Bankası’nın yaptığı bir çalışmaya göre krediler hızlı artarken sermaye yeterlilik oranları buna göre ayarlanmadığında geç fark edilen bir “yanılgının” maliyeti yüksek olabiliyor.

Banka kredileri yılın ilk çeyreğinde güçlü bir artış yakaladı. Kredi artış hızı son verilerde yüzde 15,8’e çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün açıkladığı enflasyon raporu sunumunda da Başkan Murat Çetinkaya, konuya ilişkin olarak  “Kredi kullanımı güçlü bir seyir izlemekte. Bu işletmelere yönelik kredi koşullarının iyileşmesinden kaynaklanıyor. Kredi büyümesi yüzde 15 seviyesini aşmış gibi görünüyor.” diyerek bu büyümede finansal istikrar açısından Kredi Garanti Fonu’ndan (KGF) bir risk görmediklerini belirtti.

Raporun son sayfalarında yer alan bir senaryo analizine göre ise kredilerin güçlü artış yaşadığı döngülerde bankaların sermaye yeterlilik oranları buna eşlik etmezse bu durum kayda değer bir riski beraberinde getiriyor.

"EKONOMİ 3 YIL BOYUNCA YANILIRSA..."

TCMB, senaryo analizinde üç yıllık bir “yanılgı” dönemini varsayıyor. Varsayımda, sistemik risk denilenekonomi genelini etkileyen risklerin üç yıl boyunca biriktiği ve daha sonra bu durumun farkına varılmasıyla beraber kredi kanalının hızlı ve güçlü bir biçimde çalıştığı bir uç durum baz alınıyor.

Buna göre, durağan dengeden başlayan bir ekonomide verimlilik artışları ile kredi piyasasındaki riskler üç sene boyunca iktisadi birimler tarafından doğru değerlendirilemiyor ve sistemik risk birikiyor. İlk üç sene boyunca ekonomideki tüm birimler tarafından, üretimdeki verimlilik artışlarının gerçekte olduğundan daha yüksek olduğu ve ileride de yüksek olacağı düşünülüp kredi piyasasındaki riskler ise gerçekte olduğundan çok daha düşük addediliyor. Üç seneden sonra ise gerçek durumun ortaya çıktığı ve ekonomideki herkes tarafından öğrenildiği varsayılıyor.

1) "FAİZLERDE 300 BAZ PUAN ARTIŞ, VARLIK FİYATLARINDA YÜZDE 10 DÜŞÜŞ"

Analizde, bu 3 yıllık süreçte iktisadi faaliyet ve krediler hızla büyürken sermaye yeterliliği yüzde 12 ile sabit olarak uygulanırsa bu sürecin sonunda kredi piyasası risklerinin düşünülenden yüksek olduğu fark edildiğinde varlık fiyatlarında yüzde 10 ve kredi büyümesi yüzde 4 düşüşle birlikte kredi faizlerinde 300 baz puan artış yaşanacağı hesaplanıyor.Bu negatif gelişmelerin de büyük bir bölümü ilk çeyrekte kendisini gösteriyor, kredi faizlerinde düşüşle birlikte kredilerdeki düşüş ekonomiyi daraltıyor. İlk yılda çıktı açığı 6 puan azalıyor.

2) "YUMUŞAK İNİŞ"

İkinci senaryoda ise ekonomide işler iyi giderken artırılan, kötü giderken azaltılan asimetrik ve döngü karşıtı sermaye yeterlilik oranının etkisi izleniyor. Bu senaryoda krediler sabit uygulamaya göre daha yavaş artıyor. Bankalar sermaye yeterlilik oranı koşulunun yükseltilmesi nedeniyle daha fazla kredi vermek yerine sermayelerini artırmaya yöneliyor. Böylece negatif şoka kredilerde güçlü düşüş ve kredi faizlerinde büyük bir tırmanış olmadan daha yumuşak tepki veriliyor ve ekonomideki yavaşlama daha az oluyor.

SONUÇ: "DAHA AZ BÜYÜME DAHA AZ RİSK"

Özetle, Asimetrik döngü karşıtı, krediler artarken artan, azalırken azalan sermaye yeterliliği oranı beklentiler iyi giderken  sabit sermaye yeterliliği oranıu uygulamasına göre daha yavaş bir ekonomik büyüme getiriyor ancak finansal sıkıntının oluştuğu anda gelen şokun daha hafif atlatılmasını sağlıyor.

KREDİLERDE ARTIŞ HEM BANKALARA HEM REEL SEKTÖRE OLUMLU YANSIDI

KGF ve KOSGEB desteklerinin etkisi başta olmak üzere yaşanan güçlü artış, şu ana kadar bilançolarını açıklayan üç büyük ölçekli bankanın bilançosuna da beklentilerin üzerinde kar olarak yansıdı.

Diğer taraftan reel sektörü izleyen güven endeksi ve PMI göstergelerindeki gelişmeler bu durumun ekonomik aktiviteye pozitif yansdığını da gösterdi; RKGE 5,5 yılın zirvesine tırmanırken imalat PMI 13 ay sonra ilk kez büyüme sinyali veriyor.

REEL EKONOMİDE GÖRÜNÜMÜ BİR AYDA DEĞİŞTİREN VERİ

BDDK YÜZDE 12 SERMAYE YETERLİLİĞİ ORANI HEDEFLİYOR

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) 2006’dan bu yana hedef sermaye yeterliliği oranını yüzde 12 olarak uyguluyor. Asgari sermaye yeterliliği yüzde 8 olmakla birlikte yüzde 12 altında bankaların faaliyetleri sınırlanıyor.

AKBANK'TAN SONRA HALKBANK DA 'TAHVİL KALKANI' ARIYOR

BONUS: TCMB KREDİ KANALINI NASIL İZLİYOR?

TCMB, kredi kanalların makroekonomik değişkenler ve para politikasının diğer geleneksel aktarım mekanizmaları ile nasıl etkileştiğini anlamak ve çeşitli politika analizleri yapmak amacıyla dinamik rassal genel denge modeli kullanıyor.

Modelde yer alan kredi kanallarından bilanço kanalının basitleştirilmiş biçimde nasıl çalıştığını anlatmak için de şu örneği veriyor:

“Diyelim ki bir firma, miktarı, fiyatı olan bir varlığı teminat göstererek, belli bir miktar borcu, bellli bir miktar faiz oranından almak istiyor olsun.

Banka bu kredi kontratını imzalamadan önce teminatın yeterli olup olmadığını anlamak için şu basit hesabı yapacaktır; Ödeme zamanı geldiğinde firma iflas ederse teminatın brüt getirisi de dahil olmak üzere risk ile ayarlanmış toplam değerinin belli bir miktarını ödenmeyen borca karşılık olarak alabilecekse, ödeme zamanı geldiğinde ancak aşağıdaki koşul gerçekleşecekse bu krediyi verilmeye değer bulacaktır. Aksi takdirde firmanın iflasını açıklayıp krediyi ödemeyeceğini değerlendirerek krediyi hiç vermeyecektir.”

MERKEZ BANKASI ENFLASYON TAHMİNİNİ YÜKSELTTİ