BIST 100 93.616 % 0,34
USD/TRY 5,3345 % 0,27
EUR/TRY 6,0986 % 0,19
Piyasalar
93.616
% 0,34
5,3345
% 0,27
6,0986
% 0,19
1,1418
% -0,02
20,19
0,23
1.223,36
% 0,82
67,06
% 0,66
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Ege Cansen ile "rezerv" sohbeti

Gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye'nin rezervleri azalıyor. Peki bu büyük risk mi, hangi önlemler alınmalı? Cansen ile söyleşimiz

Ege Cansen: Merkez Bankası IMF'den 70-80 milyar dolar almalı
CEMRE NUR KARACA 02 10 2015, 14:11

Türkiye'nin döviz rezervleri 23 Eylül haftasında 100 milyar doların altına indi. Bu durum sadece Türkiye'ye özel değil...Son aylarda gelişmekte olan ülke rezervlerinde hızlı düşüş görülüyor.

Biz de rezerv erimesinin ne anlama geldiğini, buna karşı ne tür çareler olabileceğini İktisatçı Ege Cansen ile konuştuk. Cansen'in bu konu da her zaman ilginç önerileri olmuştu. Bu söyleşimizde de bu fikirlerini aktardı.

Gelişmekte olan ülkelerin rezervleri son aylarda hızla geriliyor.  Bu durum ne kadar daha böyle devam eder?

Genel olarak böyle bir sıkıntı yok. Bazı ülkeler rezervlerini azaltabilir bunda bir sıkıntı yok örnek veriyorum Çin ve Japonya gibi  cari fazla veren ülkelerin rezervlerinin erimesinde bir sakınca yok. Hatta faydası var dünya ekonomisi hareketlenir.

Ama daha çok çari açık veren uluslar arası pozisyonu negatif olan dış borcu olan ülkelerin rezervlerinin azalması piyasalarda bir asabiyet yaratır. Çünkü bunlar zaten her yıl  ihtiyacı olan dövizi karşılayamıyor. Bu tarz ülkeler hazır rezervlerden yer ya da dışarıdan borç alırlar. Türkiye’de bunlardan biri. Ya rezervden yiyeceğiz ya da başkalarından borç alacağız. Zaten Türkiye’nin rezervi de borç ile yaptığı bir rezervdir. Fakat bu durum zannedildiği gibi veya korkulduğu gibi  telaş edecek bir hadise değildir. Bunun en güzel örneği yanımızda duran Yunanistan’dır. Dış ticaret bütün ekonomilerin motorudur. En kuvvetli ekonomilerin bile müşteriye ihtiyacı vardır. Müşteriyi öldürmenin kimseye faydası olmaz onun için bu durum o kadar tehlikeli bir durum değildir.

Ülkelere bu konuda konsolidasyon yapılır. 80’lerde bunun örneğini görmüştük.

Yani rezervleri eriyen kötü durumdaki ülke ”ben ödeyemiyorum”  derse, fazlası olanlar devreye girer ve bu ülke kurtarılır. Bizim durumumuz henüz bu raddeye gelmiş değil. Fakat  rezervlerin azalması  piyasalarda asabiyet yaratıyor. 

Peki bu durumda Merkez Bankası ne gibi önlemler almalı?

Benim bir önerim olmuştu Merkez Bankası'na. Derhal IMF ile görüşmeye gitsinler ve ordan 70-80 milyar dolar civarında kredi alsınlar diye. Şu anda buna ihtiyaç yok ama IMF ile bir anlaşma yapılırsa para alınmasa bile tekrar ortalığa bir güven gelir. Türkiye’ye yine sıcak para girer. Ayrıca piyasaların çok beklediği bir husus daha var.

Faizleri arttırmak biraz  yüksek faizle devlet tahvili ihraç etmek gibi. Şu durumda bu da uygulanabilir geçmişte de başvurduğumuz bir durum.  Mali krizlerde yüksek faizli devlet tahvili ihraç etmek gerek. Bu durum hoş değil tabi ki fakat icab ederse de kullanılabilir. Ama benim ilk önerim IMF’ye gitmeleri ikinci önerim ise Merkez Bankası'nın faizleri arttırması bundan daha önemlisi Hazine'nin daha yüksek faizli tahvil çıkarmasıdır.

Merkez Bankası'nın rezervlerindeki erime devam ediyor. Buna çarelerden biri olarak da BOTAŞ ödemelerinin kamu bankaları üzerinden sağlanması ön plana çıkıyor. Bu işe yarar mı?

 Bu durumun hiçbir faydası yok. Ama zaten bunun böyle olması şart neticede Botaş’ın ihtiyacı olan dövizleri ister kamu bankası ister özel bankalar bu ihtiyaçları karşılayacak kadar döviz yok.  Yani Türkiye’deki petrol ithalatının gerektirdiği dövizi veya doğalgaz ithalatının  gerektirdiği dövizi karşılayacak kadar dövizi yoktur. Bunlarda dönerler Merkez Bankası'ndan isterler.. Dolayısı ile ha Merkez Bankası doğrudan vermiş ha bankalardan karşılanmış bu fark etmez. Ama prensip  olarak Merkez Bankası şirketler ile iş yapmaz Merkez bankalar ile iş yapar.  Böyle bir adım atarlarsa bu doğru bir seçenek olur. 

Yukarı

Business HT×