BIST 100 92.222 % -0,01
USD/TRY 5,3574 % 0,56
EUR/TRY 6,1039 % 0,82
Piyasalar
92.263
% 0,04
5,3569
% 0,51
6,1055
% 0,81
1,1385
% 0,26
21,13
0,54
1.247,42
% 0,24
60,35
% 0,63
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Piyasadaki sarsıntının nedeni

Gökhan Şen'in piyasalardaki dalgalanmaya ilişkin yazı dizisi devam ediyor

Piyasalar neden sarsılıyor? (2)
GÖKHAN ŞEN 27 08 2015, 17:19

Çin'in az ilgi gören ancak önemli konusu hava kirliliğidir. Sobalar yandığında, eğer karbon soluyarak evrimleşen bir canlı değilseniz işiniz zor demektir. Hava o kadar kirlenir ki gaz maskesi ya da ameliyat maskesi ile koşu yapan insanları haberlerde görmek işten değildir.

Kasım'da kömür yakıldığında havaların kirleneceğini bildiğiniz gibi şişen piyasaların da patlayacağını bilirsiniz ancak maskeler takılı olduğu sürece bunu dert etmeyecekler vardır. Ne yazık ki finansal gerçekler bir yere kadar bükülebilir. Çin'de yaşanan da buydu. Her ne kadar ülkeye inanç kuvvetli olsa da gerçekler bir gün kapıyı çaldı.

VOLTRAN OLUŞUNCA

Küresel piyasalarda yaşana hareketler hangi metrikle bakarsanız bakın yadsınamaz büyüklükte ve kimileri ilk defa yaşandı, yani ömürlük. Örneğin Dow Jones Endeksi daha önce hiç bin puan düşmemişti ya da VIX daha önce hiç bir gün içinde duble olmamıştı. Diğer birçok varlık da ya 2008'den bu yana ilk defa bu kadar sert düştüler ya da o günlerin anıların canlandıracak denemelerde bulundular. Emtia endeksleri 16 yılın dibine inerken EM kurları rekor seviyelere taşındılar. Bunun sebebi, Çin ordövr tabağının ardından ara sıcak ve ana yemeğin de oldukça iyi aşçılar tarafından hazırlanmış olmasıydı. Her damak için bir lezzet mevcuttu.

TEK YATIRIM STRATEJİSİ ÇÖKÜNCE

2008'den bu yana global varlık plase edicilerinin tek güvencesi, en kısa yoldan söylemek gerekirse, küresel merkez bankaları. Peşi sıra olağan üstü mali tedbirler ya da standart dışı diğer önlemler sıralanabilir. Hızlı bir geri dönüş ile, Lehman sonrası güven ortamının sağlanması için ülke hazinelerinin ve merkez bankalarının devreye nasıl girdiklerini anımsatmak isterim. Bugün hala birçok ülkenin bankalarda payı bulunmakta ya da bu paylar devir sürecinde bulunmaktadır.

Küresel faizler, Piketty ya da Ferguson'un iktisat tarihi notlarına güvenmek gerekirse, oldukları en düşük seviyelere inmişlerdir. Benim hesabıma göre ise de yaklaşık 5 trilyon dolarlık aşkın rezerv büyük ölçekli merkez bankaları tarafından finansal hayatımıza kazandırılmış bulunmaktadır. Bu kaydi paranın içtimai etkileri ise ayrı bir tartışma konusudur. 

Kısa ancak hatırlanmak zorunda olan bu finansal piyasalar özgeçmişi bize çok kez uçurumun kenarından bir görünmez ile değil ancak oldukça açık bir şekilde 'sponsorlu piyasalar' tezi ile döndüğümüzü gösterir. 2008'den bu yana en kolay yatırım stratejisi kötü verileri satın al ve ardından gelen bol para sürecinde elden geldiğince kaldıraçlı & varlıklarını riskli dağıtarak yürümeye devam et olmuştur.

Bunun ardındaki mantık oldukça soğuk ve basittir. Kötü veriler ve sarpa saran ekonomik ilişkiler günün sonunda ilgili otoritenin desteği ile sadeleştirilir ve risk almak özendirilir. Bu yüzden risk almak ucuzdur, ucuz risk ise pahalı cash'ten daha fazla getiri potansiyeli sunar. Üstelik bunu yaparken zararlar sosyalize edilir. Bu durumda, 7 büyük günahtan biri nakit üzerinde oturmaktır. Tüm bu mantık silsilesinin en önemli dayanağı merkez bankalarının ya da o gün nöbetçi otoritenin kurtarmaya geleceğidir. İşte Çin'de yaşanan bunun çöküşüdür. #pagebreak#

TÜM ALTYAPIYA RAĞMEN

Tek tek merkez bankalarını saymaktansa küresel aşkın likiditeyi anmayı tercih edeceğim.Yukarıda hesapladığım 5 trilyon dolarlık aşkın likiditenin yıl sonu geldiğinde 6 trilyon dolara varacağını hesaplıyorum. Tüm bu altyapıya rağmen nasıl oluyor da hala sistemde satacak birileri ve satacak varlıkalr kalıyor? Bu soru oldukça derinlerden geliyor ve hepimize verebildiği kadar rahatsızlık vermeli. Konuyu biraz daha açmak adına, Çin gibi neredeyse satışın yasak olduğu bir ülkede dahi bunca önleme rağmen satışın bitmediğini not etmemiz gerekmektedir. Piyasalarda gördüğümüz birkaç sigmalık / bir ömürlük oynaklığın asıl nedeni budur. Bilinçli şekilde satılmış olsun ya da olmasın elinizden bu turda kaymış olan her bir birimlik varlığın bir kısmı bu sebeple satılmıştır ya da değerindeki düşüşte bu rol oynamıştır.

Bu başlık altında saymak istediğim bir diğer husus ise tüm bu altyapının getirdiği fiyat dinamikleri. Eğer merkez bankalarının risk alanı ödüllendirdiğine inanıyorsanız -bu bilinçli olsun ya da doğal sonuç olsun- bunun gereğini de yerine getiriyorsunuz demektir. Bunun gereği de bonolara fazladan ödemek ve hisseleri daha da düşük getiri potansiyeli ile elde tutmak. Durum bu oluna, dünün pahalı fonlananları bugünün dertleri oluyor.

MERKEZ BANKALARI BATTANİYELERİNİZE TALİP

Birçok konuda son kurtarıcı durumunda olan merkez bankalarının bir kötü huyu var. Tüm bu kurtarmalar ya da kredi vermeler için aslında sürekli talep ettikleri bir şey var. Merkez bankaları her operasyon için bir merkez bankası parası yaratıyor ve bunun karşılığında battaniyeleriniz talip oluyor. Bankaların elektronik para yaratıp piyasaya el uzatması ile önce bahar ardından da yaz geliyor. Durum bu olunca kimse battaniyeleri umursamıyor. O battaniyeler güvenli varlıklardır. Bunlar özellikle de hazine kağıtlarıdır, bonolardır.

Bahar ve yaz döngüsünden sonra istense de sonbahar geliyor. Güz festivali kimi zaman Yunanistan ile kimi zaman da görüldüğü gibi şişen piyasalar kanalı ile gelebilir. İşte bu zamanlarda piyasa aniden güvenli limanlara koşuyor. Ancak güvenli limanların sayısı çoktan merkez bankaları tarafından azaltılmış oluyor. Bu, anılan varlıklarda bir likidite problemi yaratıyor. Başka bir deyişle, güvenli varlık kıtlığı yaşanıyor. Bu kez de yapay fiyatlar oluşuyor ve 10y ABD tahvili bir çırpıda 50bps oynayabiliyor. ABD'nin hazine kağıtları bu kaderi yaşarken tahmin edebileceğiniz gibi daha riskli olanlar darbeye daha açık hale çoktan gelmiş oluyorlar.

Çin yalnız değil; arkadaşları var ve arkadaşlıkları zannettiğimizden daha eskilere dayanıyor. 


* Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Aktüerya, yüksek lisans eğitimini aynı üniversitesinin Finans Bölümü'nde tamamlayan Gökhan Şen, kariyerine 2007'de Ata Yatırım’da Yatırım Danışmanı olarak başladı. 2010-2013 yılları arasında Bloomberg HT’de Araştırma Müdürlüğü yapan Şen, görevine Ekonomi Koordinatörü olarak devam etmektedir.

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

Yukarı

Business HT×