BIST 100 90.051 % -1,91
USD/TRY 5,3502 % -0,28
EUR/TRY 6,0853 % 0,12
Piyasalar
90.051
% -1,91
5,3502
% -0,28
6,0853
% 0,12
1,1367
% 0,44
21,36
-0,01
1.244,91
% 0,13
60,98
% 1,30
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

55 yıllık bekleyiş bitti...

Bahreyn'de 42'ncisi düzenenlenen Dünya Mirası Komite Toplantısı sonrası alınan kararla ilk kez 1963'te keşfedilen Göbeklitepe, "Dünya Mirasları Listesi"ndeki yerini aldı

55 yıllık bekleyiş bitti... Türkiye 18'nci kez UNESCO Kültür Mirasları Listesi'nde
BUSINESS HT 04 07 2018, 18:00

İngiltere'nin ünlü Stonehedge anıtından 7 bin, Mısır piramitlerin 7 bin 500 yıl daha eski Göbeklitepe, 55 yıllık bekleyişin ardından sonunda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Kültür Mirasları Listesi'nde.

Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Mirası Komite Toplantısı sonrasında alınan kararla asil listeye alınan Göbeklitepe'nin yanı sıra Türkiye'den 17 anıt ve bölge daha bu listede yer alıyor. Kültür Mirasları Geçici Listesi'nde ise Türkiye'den bekleyen 77 aday var.

UNESCO, internet sitesinden yaptığı açıklamada İstanbul'un tarihi alanları altında değerlendirdiği Sultanahmet Meydanı, Aya Sofya ve Süleymaniye Camî'sinin artan nüfus baskısı, endüstriyel kirlilik ve kontrolsüz kentleşme riskleriyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor.

İLK KEZ 1963'TE KEŞFEDİLDİ.

Şanlıurfa'ya 15 kilometre uzaklıkta yer alan Göbeklitepe, 12 bin yıllık geçmişiyle tarihin sıfır noktası olarak nitelendiriliyor.

İlk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nin birlikte yürüttüğü "Güneydoğu Anadolu'da Tarih Öncesi Araştırmalar" projesi kapsamında keşfedilen Göbeklitepe hakkında ilk makale 1980'de Amerikalı arkeolog Peter Benedict tarafından yazıldı. Ancak çok ses getirmedi. 

Göbeklitepe'yi gün yüzüne çıkaran ise 2014'te yaşamını yitiren Heidelberg Üniversitesi Profesörü, Arkeolog Klaus Schmidt oldu.

"Bu kalıntılara rastladığımda önümde iki seçenek vardı. Ya hiç kimseye bir şey söylemeden hemen burayı terk edecektim, ya da hayatımın geri kalanını burada geçirmeye razı olacaktım. Ben ikinciyi seçtim..." diyerek 1995'te Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün desteğiyle kazılara başlayan Schmidt ve ekibi sayesinde bulunan hayvan tasvirleri, boyutları 3 ile 6 metre arasında değişen T şeklinde sütunlar, üç boyutlu hayvan kabartmaları, insanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri tekrar gözden geçirmemize neden oluyor.

Örneğin, stilize edilmiş insan figürü olduğu tahmin edilen T biçimli sütunların ağırlığı 40 ile 60 ton arasında değişiyor. Uzmanlara göre kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe'ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekliydi.

Uzun süre Çatalhöyük kazılarını da  yöneten Stanford Üniversitesi Profesörü Ian Hodder, Göbeklitepe sayesinde tarihin yeniden şekillenebileceğini belirterek “Bu tür yapıların sadece yerleşik hayata geçmiş tarımla uğraşan medeniyetler tarafından yapılabildiği düşünülürdü. Ama Göbeklitepe her şeyi değiştirdi. Çünkü bunu yapanlar avcılıkla hayatını sürdüren insanlar. O yüzden bildiğimiz her şey değişebilir. Çok uzun bir zamandır yapılan en önemli arkeolojik buluş” demişti.

Bir başka yeni bulgu ise sütunlar üzerindeki aşağı doğru iner şekilde tasvir edilen üç boyutlu aslan kabartmaları neolitik dönemde aslanların Anadolu'da yaşamış olma ihtimalini güçlendiriyor.

Göbeklitepe ikinci Başkanı Harran Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kürkçüoğlu ise 300 metre çapındaki alanda yapılan kazılardan elde edilen sonuçlara göre ölü gömme geleneğinin Göbeklitepe'de olmadığının anlaşıldığını söylüyor. Kürkçüoğlu, bu durumu şöyle değerlendiriyor.

"Mesela taşların üzerindeki kabartmalarda akbaba gibi yırtıcı kuşların insanları yediğini görüyoruz ve buradan anlıyoruz ki Göbeklitepe'de mezar geleneği yoktu. Çatalhöyük'te olduğu gibi, güneşe gömme gibi bir gelenek var neolitik çağda. Ölüler açık havaya bırakılıyor, yırtıcı kuşlar gelip bunları yiyordu. Belki şöyle bir inanış vardı; göğe yükselince bu kuşlar, ölülerin ruhlarının da göğe yükseleceğine inanılıyordu. Bu yöntem Tibet'in bazı bölgelerinde yakın zamana kadar uygulanıyordu."

UNESCO KÜLTÜR MİRASI LİSTESİ'NE GİRMEK NE DEMEK?

Bir alanın, bölgenin, anıtın ya da doğal kaynağın Kültür Mirası Listesi'ne girmesiyle toplumlar ve hükümetler nezdinde farkındalık artıyor. Bu durum elbette ki turizmi de destekliyor. Turizm gelirlerinin artması, bölge halkının alanı daha fazla sahiplenmesine ön ayak oluyor.

Listeye giren alanların korunması için UNESCO tarafından finansal bir destek sağlanıyor. Yıllık 4 milyon dolarlık fondan, özellikle gelişmekte olan ülkelerden listeye girmiş dünya miraslarını korumak için pay ayrılıyor.

Bu fon ayrıca,  "Tehlikedeki Dünya Mirasları Listesi" alanlarında oluşan hasarların ivedi şekilde giderilmesi için kullanılıyor. Varlıkların korunamaması durumunda UNESCO Komitesi, bu alanların listeden çıkarılması kararını verebiliyor.

Yukarı

Business HT×