BIST 100 108.869 % 0,19
USD/TRY 5,7758 % 0,47
EUR/TRY 6,3899 % 0,06
Piyasalar
108.869
% 0,19
5,7758
% 0,47
6,3899
% 0,06
1,1060
% -0,39
12,15
-0,03
1.460,17
% -1,07
64,39
% 1,58
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Erdoğan'dan Obama görüşmesi sonrası çarpıcı açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyaretinin son gününde Türk Büyükelçiliği'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı

Erdoğan'dan Obama görüşmesi sonrası çarpıcı açıklamalar
SELÇUK TEPELİ - HABERTÜRK 03 04 2016, 10:20

ABD’de Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu.

ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmede ana gündemi ‘Suriye’deki gelişmeler ve bundan sonraki süreçte nelerin yapılacağının oluşturduğu’nu söyleyen Erdoğan, “ABD yönetimi basın ve ifade özgürlüğü konusunda neden Türkiye’ye baskı yapıyor?” sorusuna, “Üst akıl dediğim olay da bu zaten. Üst akıl, Türkiye üzerinde oyun oynuyor. Türkiye’yi bölmek, parçalamak, güçleri yeterse yutabilmek...” yanıtını verdi.

ABD ile ‘PYD ve YGP’ konusunda ilk zamanlara kıyasla daha iyi bir noktada olunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Obama, Kerry, Biden ile yaptığımız görüşmelerde, Türkiye’nin güneyinde PYD/YPG yapılanmasına izin vermeyeceğimizi söyledik. Onlar da bir PYD devletine müsaade etmeyeceklerini söylüyorlar. Bu ifadeyi Kerry ve Biden da kullandığına göre diyecek bir şey kalmıyor. O bölgede farklı bir yapılanmaya tevessül eden olursa kararlılığımız bellidir” diye konuştu.

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar:

‘OBAMA İLE GÖRÜŞMENİN ANA EKSENİ SURİYE’YDİ’

“Nükleer Güvenlik Zirvesi ile alakalı gelmiş olduğumuz Washington’da, zirveyi bitirmiş olduk. Gerek devlet gerek hükümet başkanları ile ikili görüşmelerimiz oldu. Bugün de gerek Cumhuriyetçi gerekse Demokrat kanaat önderleri ile görüşmelerimiz oldu. Nükleer Zirve’de Sayın Obama’nın çalışma yemeğinde de bütün devlet, hükümet başkanlarının 5’er dakika civarında bazı sunumları oldu. Sayın Obama ile yemeğin ardından 1 saate yakın görüştük. Görüşmemizin ana ekseni Suriye’deki gelişmelerdi; bundan sonraki süreçte neler yapabileceğimizi değerlendirdik. Sabahtan itibaren Nükleer Zirve’nin asıl gündemine dair sunumlarda da kendi konuşmamı yaptım. Aile fotoğrafları bu tür zirvelerin değişmezidir. Birçok hükümet başkanıyla, devlet başkanıyla ayaküstü ikili görüşmeler yaptık. Böylece programımızın resmi boyutu bitti.”  

‘GIYABIMDA AÇIKLAMA YAPILDIĞINI DUYUNCA ÜZÜLDÜM’

Öncelikle, Obama’nın zirvenin sonunda basın toplantısında bir soru üzerine söylediklerini sormak istiyoruz. Sizinle birçok alanda verimli ortaklıkları olduğuna değindikten sonra, basın özgürlüğü ve demokrasi konularında eleştirilerini dile getirdi. Değerlendirmeniz nedir?

Değerli arkadaşlar, gıyabımda o tür bir açıklama yapıldığını duyunca üzüldüm. Ama şunu söyleyeyim: Sayın Obama’yla görüşmemizde sorduğunuz konular gündeme gelmedi. Bana o türden bir şey söylenmiş değil. Bizler daha önceki telefon görüşmelerimizde, basın üzerinden konuşmak yerine karşılıklı konuşmanın daha faydalı olacağını da konuşmuştuk. Brookings Enstitüsü’ndeki konuşmamda da belirttiğim gibi eleştiri ile hakareti birbirinden ayırmak lazım. Burada kanaat önderleriyle buluşmamda, kendilerine bunu örneklerle izah ettim. Türkiye’deki bazı gazetelerde, Cumhurbaşkanı için “Katil”, “Hırsız” biçiminde manşetler atılıyor. Başlıklarda tehditler savuruluyor. Bu hakaretleri yapan gazeteler ve dergiler, yayın hayatına devam ediyor. Türkiye’de iddia ettikleri türden bir diktatörlük olsa, o tür yayınlar nasıl yapılabilir? Hakaret ve tehdide Batı’da da müsaade edilmez. Geçenlerde Obama’yı Facebook üzerinden tehdit eden biri tutuklandı, tutuklu yargılanıyor. Merkel’e Almanya’da biri benzer bir şey yaptı, ceza aldı. ABD yasaları başkana tehdidi 5 yıla kadar hapisle, yüklü tazminatla cezalandırıyor. Hakaret veya tehdit nedeniyle cezalandırma örnekleri Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden de verilebilir. Hakaret ve tehdit, basın özgürlüğü, eleştiri diye değerlendirilemez. Obama görüşmemizde bunu gündeme getirmiş olsaydı, bu örnekleri önüne koyar, bunları ona da söylerdim.

TÜRKİYE'DEKİ SALDIRILARA DEĞİNEN SADECE BİR-İKİ KİŞİ’

-Sözünü ettiğiniz bu örneklere karşın, niçin ABD yönetimi basın ve ifade özgürlüğü konusunda Türkiye’ye baskı yapıyor?

Bu salonda sizden önce bir araya geldiğim kanaat önderleriyle de -Brookings Enstitüsü’nde yaptığım üzere- Adalet Bakanlığı’mızın açıklamasını paylaştım. Dinlediklerinde, aslında söyleyecek sözleri kalmıyor. Ama “Ülkenin Cumhurbaşkanı bunların çoğunun terörle bağlantılı olduğunu açıklıyor, peki biz neyi savunuyoruz?” diyemiyorlar. Üst akıl dediğim olay da bu zaten. Üst akıl, Türkiye üzerinde oyun oynuyor. Türkiye’yi bölmek, parçalamak, güçleri yeterse yutabilmek... Türkiye olarak nice zamandır terörizmle mücadele halindeyiz. Terör saldırılarına maruz kalıyor, operasyonlar yapıyoruz. Son olarak Diyarbakır’da 7 kardeşimiz, evlatlarımız şehit oldu. Ama burada konuştuklarımızdan Türkiye’deki terör saldırılarına değinenler sadece bir-iki kişi. Lahor’a değinen de bir kişi oldu. Tümü sadece Paris ve Brüksel’deki saldırıları konuşmakla yetiniyor. Bunun adeta görmezden gelinmesi kabul edilemez. Kaldı ki Belçika’daki son olay öncesinde, “Bu adam teröristtir” diye uyarmışız. Ama onlar adamı serbest bırakmış. Sonra da malum saldırı yaşanmış. Hakeza, Özdemir Sabancı’nın katillerinden Fehriye Erdal’ın Belçika’dan iadesini istiyoruz; ama yıllardır vermiyorlar. Oralarda elini kolunu sallaya sallaya serbetçe dolaşabildiği, bir haber kanalı tarafından da görüntülendi. Washington’daki zirvede, nükleer terör riskinden de bahsedildi; teröristlerin eline özellikle nükleer ürünlerin geçme tehlikesinden bahsediliyor. Hırsıza kilit mi dayanır? “Tahsilli adamdan terörist olmaz” yaklaşımını da doğru bulmuyorum. Tahsilli adamlar da maalesef terörist olabiliyor. Nitekim üniversitelerde de terör mensupları yok mu, her tür adam var, kendi kendimizi aldatmayalım.

Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerde son durum nedir? Rus tarafından yumuşama sinyalleri geldiğinden söz ediliyor.

Temenni ederiz ki bahsettiğiniz türden yumuşamalar olur ve aramızdaki sıkıntıları aşarız. Ancak henüz o noktada değiliz. Rusya, Washington’daki Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne alt düzeyde bir temsilci bile göndermedi. Burada Rusya hiç yoktu.

‘GİZLİ OYLAMA OLACAĞI İÇİN TEMENNİMİZ 330’

-AK Parti, yeni Anayasa çalışmalarına hız verdi. 1.5 ay içinde çalışmanın omurgasının çıkabileceği açıklandı. Sizinse biraz daha hazmedilmesi görüşünde olduğunuz konuşuluyor. Bu yıl bir Anayasa referandumu bekliyor musunuz?

Hükümetin bu noktada yaptığı çalışmaları biz de takip ediyoruz. AK Parti, benim Başbakanlığım döneminde bu konuda geniş bir çalışma yapmıştı. O çalışma zaten AK Parti’nin malıdır. O çalışma güncellenebilir, eklemeler yapılabilir. Cumhurbaşkanlığı olarak sadece bir katkı mahiyetinde bizim de yaptığımız bir çalışma var. Sivil toplum örgütleri ile ATO’da bir adım atmıştık. Halkımızın bunu gündemde tutması, yeni Anayasa’nın gündemde olması, konuşulması, tartışılması çok önemli. Halkın gündemine getirmeden parlamentoya getirmek sıkıntılı olabilir. İktidar partisinin yeterli vekil sayısı yok. Ancak gizli oylama söz konusu olabileceği için temennimiz 330’un yakalanabilmesidir. Yeni Anayasa konusunda halka verilmiş bir söz var. Halk bunu bekliyor. Hükümet de, partiler de bu konuda üzerlerine düşeni yapmalıdır. Asgari müşterekleri olan partiler bir araya gelerek bu problemi pekâlâ çözebilir. Referanduma götürüldüğünde, yeni Anayasa’nın halktan kesinlikle onay alacağına inanıyorum.

ABD’YE ‘BASIN HAKARET RAPORU’ SUNULDU

Türkiye, basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili olarak ABD’lilere önemli bir rapor da sundu. Türk yetkililer tarafından ABD’li meslektaşlarına verilen ve bir sunumdan oluşan raporda, Türk basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hakaret içeren başlık ve haberlerin yanı sıra Avrupa ve ABD’de benzer yayın yapan, tehditte bulunanların fotoğrafları, aldıkları cezalar da yer aldı.

Yukarı

Business HT×