BIST 100 93.616 % 0,34
USD/TRY 5,3343 % 0,27
EUR/TRY 6,0986 % 0,19
Piyasalar
93.616
% 0,34
5,3343
% 0,27
6,0986
% 0,19
1,1421
% 0,00
20,19
0,23
1.223,36
% 0,82
66,76
% 0,21
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Karşılaşacabileceğimiz riskler ve senaryolar

Türkiye ekonomisini bekleyen riskler ve senaryolar nelerdir?

Karşılaşacabileceğimiz riskler ve senaryolar
AHMET ERYAMAN* 12 09 2018, 14:13

Ağustos ayı başında Türk Lirası/Dolar kurunun 5 TRY seviyesini geçmesinin ardıdan yurtiçindeki firmaların yöneticileri tarafından yakından takip edilen Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, uluslarası finans piyasalarındaki uzmanların da odağı oldu. Türkiye’deki bu olağan dışı durumun diğer gelişmekte olan ülke ekonomilerine sirayet etme olasılığı değerlendirildi. (Financial Contagion Risk)

Ağustos ortasında USD/TRY kurunun 7 TRY sınırına dayanmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak açıklamalarında ekonomimizin dolar üzerinden ekonomik savaşla karşı karşıya olduğunu  ifade ettiler. Bazı önlemler açıklandı. Bu yazının yazıldığı sırada ise USD/TRY 6,40 TRY civarında seyrediyor.

Aon Türkiye, 24 Haziran seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından 28 Haziran-17 Ağustos tarihleri arasında Aon Türkiye Risk Yönetimi anketini düzenledi. Aon Türkiye ile geçmişte veya halihazırda çalışan 2937 yöneticiye 55 küresel risk sunuldu. Bu yöneticilerden, önümüzdeki 6 aylık dönem içinde firmalarını en çok etkileyecek riskleri işaretlemeleri istendi.  227 Türk firmasından 255 üst düzey yönetici ve risk uzmanı cevap verdi.

Cevapların yaklaşık yüzde 70’i anketin açıldığı ilk hafta (28 Haziran-5 Temmuz dönemi) toplandı. Cevapların yüzde 28’i ise anketin 17 Ağustos’ta kapanacağına ilişkin hatırlatma notu gönderilmesinden sonra geldi. Bu dönemde USD/TRY kuru 5,50 seviyesine ulaşmıştı.

TÜRK LİRASINDAKİ DEĞER KAYBI ÖNCESİNDEKİ GELİŞMELER

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2018 2. çeyrek Banka Kredileri Eğilim Anketi’nde şu değerlendirmeye yer vermişti: “Bankaların, 2018 yılının ikinci çeyreğinde tüm kredi türleri için uyguladıkları standartları sıkılaştırdığı görülmektedir. Türk Lirası cinsinden açılan krediler için uygulanan standartların bu dönemde sıkılaşmaya başladığı, yabancı para cinsinden açılan krediler için ise sıkılaşmanın artarak devam ettiği görülmektedir. 2018 yılının üçüncü çeyreği için beklentiler, bütün kredi türlerinde standartların sıkılaştırılmaya devam edeceği yönündedir.

Her ekonominin dinamosu konumunda olan bankaların, sağlıklı büyümeyi finanse edebilmeleri için kendilerinin sağlıklı, sürekli ve hesaplı fonlama (yurtiçinde mevduat, yurtdışından sendikasyon kredisi bulmaları) sağlamaları gerekmektedir.  TCMB 2018 2. Çeyrek Banka Kredileri Eğilim Anketi fonlama konusunda şu değerlendirmeyi paylaştı: “Bankaların fon sağlama imkânlarının gelişimi incelendiğinde; yılın ikinci çeyreğinde yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın güçlenerek devam ettiği görülmektedir. Yurt dışı fonlama maliyeti ve diğer koşul ve kurallar, yurt dışı fonlama koşullarını sıkılaştırıcı yönde etkilemiştir. 2018 yılı üçüncü çeyreği için beklenti, yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın zayıflayarak süreceği yönündedir.”  Özetle, bu yorum yılın ikinci yarısında bankaların kredi vermek için kaynak ararken daha zor koşullarla karşılaşabileceğini belirtmektedir.

Aslında iş dünyasından riske odaklı yöneticilerin haziran sonunda Türkiye Risk Yönetimi anketine verdikleri cevaplar bir sürpriz değildi. Zira Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından mayıs ayına ilişkin İktisadi Yönelim Anketi ve Reel Kesim Güven Endeksi açıklanması da bunu gösteriyor.. Bloomberg HT’nin 25 Mayıs haberine göre ; (1) “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Mayıs ayına ilişkin İktisadi Yönelim Anketi ve Reel Kesim Güven Endeksi açıklandı… Mayısta RKGE, bir önceki aya göre 1,3 puan azalarak 109,9 seviyesine geriledi… Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak 106,7 puana indi..” TCMB’ye göre mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), sonraki aylarda sırasıyla haziran 102,5, temmuz 101,5 ve ağustos ayı sonucu 96,3 oldu.

Bloomberg HT’nin 1 Haziran tarihli aynı konuyla ilgili araştırmasında, Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksinin mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 6,25 gerileyerek 69,65 değerini aldığı belirtildi; “Endeksi oluşturan soruların detayına baktığımızda, tüketicinin hem mevcut durum algısında hem de önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerinde düşüş görüyoruz. Düşüş ağırlıklı olarak mevcut duruma yönelik sorulardan kaynaklanıyor. Özellikle döviz kurlarında yaşanan sert yükseliş tüketici güvenindeki gerilemenin en önemli nedeni denilebilir...yorumunda bulunuldu . (2)

Aon Türkiye Risk Yönetimi Anketi, Türk firmalarına doğrudan “bekledikleri riskleri” sorduğu için, Bloomberg HT’nin ve kamu kurumlarının işaret ettiği kök nedenleri ortaya çıkarmış oldu. Çakışan dönemde Türkiye Risk Yönetimi anketine cevap veren üst düzey yöneticilerin ve risk uzmanlarının işaret ettikleri riskler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır. Seçimlerden hemen sonra firmalar önlerindeki 6 aylık dönemde kendileri için en önemli riskin ekonomik riskler olduğunu belirtmişlerdir. İlk 10 risk sıralaması, ankete katılanlara sunulan 55 risk içinde en çok işaretlenen risklerin sayılıp sıralanması ile elde edilmiştir. Yaklaşık her 10 katılımcıdan 8’i ve 7’si sırasıyla, “Ekonomik yavaşlama” ve “Döviz kuru dalgalanması”nı firmaları için bir risk olarak belirtmişlerdir. Bu iki risk diğer risklerden açık ara ile ön plana çıkmaktadır. Örnek verecek olursak, ankete katılanların sadece yarısı 4. sırada çıkan “Faiz oranındaki dalgalanma” riskinin firmaları için negatif etki edeceğini belirtmiştir.

Aon, Risk Yönetimi anketini küresel bazda 20 senedir uyguluyor; böylece, Türkiye sonuçlarını küresel sonuçlarla beraber görme imkanı da sağlıyor. Karşılaştırmalı sonuçlara göre, dünyanın ileri gelen firmlarında çalışan üst düzey yöneticiler;

  • Marka ve itibar riski,
  • Siber riskler,
  • İnovasyon yapamama/müşteri beklentilerini karşılayamama riski

gibi konulara odaklanmışken, Türkiye’deki yönetcilerin gününün ekonomi kaynaklı sıkıntılarla geçtiği şeklinde yorumlanabilir. Halbuki, özelikle ihtracatımızın artması  ve firmalarımızın daha rekabetçi olmaları için, markaya, inovasyona, güvenli bilişim teknolojisine odaklanması gerektiği her iş çevresinde dile getirilmektedir.

ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE NE OLABİLİR?

Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin ve risk yöneticilerinin firmaları için öngördükleri ilk 10 riske baktığımızda, bunların çoğunun birbiriyle bağıntılı riskler olduğunu görüyoruz. Tecrübelerimiz bize aşağıdaki risklerin “Ekonomik yavaşlama” riski tarafından tetiklendiğini öğretmiştir. (Aon Global Risk Management Survey 2017) (3) 

Türkiye’nin değerli kurumlarının başındaki yöneticiler de haziran sonunda yukarıdaki tabloda paylaştığımız aynı öngörülerde bulunmuşlardır:

  • Politik riskler / belirsizlikler
  • Faiz oranındaki dalgalanma
  • Nakit akışı/ likidite riski
  • Yasal düzenlemeler
  • Karşı taraf kredi riski
  • Artan rekabet

Bu riskler ekonomik yavaşlama ile tetiklenen risklerdir. Sermaye kullanılabilirlik riski ve kredi riski her ne kadar anket sonuçlarına yansımasa da yukarıda belirttiğimiz TCMB 2018 2. çeyrek Banka Kredileri Eğilim Anketi’nde çoktan ortaya çıkmıştır.

Başka durumlarda ise ekonomik yavaşlamanın genelikle;

  • Politik riskler / belirsizlikler
  • Döviz kuru dalgalanması
  • Ülke / Kamu / Devlet boçları
  • Faiz oranındaki dalgalanma

gibi risklerden tetiklendiğini tecrübelerimizden biliyoruz (Aon Global Risk Management Survey 2017). (4) Bu bilgiler ışığında, ABN AMRO’nun Gelişen Pazarlar Ekonomisti Nora Neuteboom, Türkiye’de faaliyet gösteren firmalar için önümüzdeki dönemde en korkulacak risk senaryosunu şu şekilde hayal etmektedir(5);

A. Kötüleşerek devam eden döviz kuru krizinin tetiklemesi ile,

B. Ortaya çıkması mümkün dış borç krizinin ardından,

C. Ekonomik durgunluk ve iktisadi gerilemeye maruz kalma

mümkün olabilir. Döviz kuru krizi (A) aşağıdaki gelişmeler ile tetiklenebilir:

  1. Ciddi bir jeopolitik uyuşmazlık. (Mesela Suriye kaynaklı ciddi bir ihtilaf)
  2. FED’in öngörü dışı faiz artırması ve güçlenen dolar.
  3. Türk Lirası’na karşı spekülatif atak.
  4. Türkiye’ye karşı yaptırımlar.

Bu tip bir gelişme ile, Türk Lirası değer kaybetmeye devam ederse, bu bankalarımızı ve yabancı para birimi ile borçlanmış diğer büyük firmalarımızı zor durumda bırakacaktır. Merkez Bankamızın Türk Merkez Bankamızın Türk Lirası’nı korumak için daha ciddi önlemleri alması gerekecektir. Eğer Merkez Bankamızın önlemleri yeterli olmazsa, derinleşen döviz krizi karşısında, dövizi sağlayan yabancı ve yerli unsurların önümüzdeki aylarda ekonomimizin ihtiyacı olacak dövizi fonlamak isteyip istemeyeceğini göreceğiz.  Bloomberg verilerine göre 2019 yılının sonuna dek fonlanması gereken en az 16 milyar dolar borç bulunmaktadır. (6)

 

Eğer yatırımcılar vadesi dolan döviz borcunun yenilenmesi için istekli olmaz ise, Nora Neuteboom’un gözünde bir Borç Krizine (B) girilmesi muhtemeldir. Eğer Nisan-Haziran 2019’da bu aşamaya gelinirse, ülkemizin önündeki seçeneklerin bazıları şunlar olabilir;

i. Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), BRICS ülkelerinin kurduğu New Development Bank gibi kuruluşlardan veya dost ülkelerden kaynak bulunması ve yanı sıra makro ihtiyati önlemler alınarak ekonominin rahatlatılması.

Mevcut durumda Türkiye’nin kredi notu Ba2 iken, dolar bazlı bonolarımız ABD’nin bizden daha düşük olan CCC kredi notuna sahip olan şirketleri ile aynı faizi ödemektedir. Aon Türkiye Risk Yönetimi Anketi’nin yapıldığı 28 Haziran tarihinde bu iki bono grubu arasındaki faiz farkı 220 puan iken hızla kapanmıştır. Bu çeşit göstergeler, maalesef, ortaya çıkması mümkün dış borç krizine işaret etmektedir (B). Bloomberg Economics, yakın zamanda ekonomik kriz yaşamış ülkeleri ve krizden çıkmak için başvurulan yöntemleri haber yaptı. (7)

Malezya 1997-98 krizinde, ardından Güney Kore 1997-98’de, Türkiye 2000-2001’de, Arjantin 2001-2002’de, İzlanda 2008-2011’de krize girdiğinde, Malezya dışında her biri IMF programına başvurmuştur. Türkiye dışındaki diğer tüm ülkeler borçlarında temerrüde düşmüş ve yapılandırma istemiştir. Ülke itibarları - ve dolayısı ile o ülkenin firmalarının borç itibarları- uzun süreli hasara maruz kalmıştır. Diğerlerinden farklı olarak,  IMF programına başvurmayan Malezya, bir de sermaye kontrolleri ve kıstlamaları uygulamıştır. Diğer ülkelerin aksine, 2001-2002 krizinde;

  • Mali disiplin
  • Sıkı para politikası
  • IMF yardımı
  • Devlet politikasına yön verenlerin değişmesi

ile Türkiye, ne temerrüde düşmüş, ne de sermaye kontrolleri ve kıstlamaları uygulamak zorunda kalmıştır.

22 Temmuz’da Hazine ve Maliye Bakanı Bakan Albayrak’ın, Arjantin'nin başkenti Buenos Aires'te düzenlenen G20 Finans Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına giderken uçakta gazetecilere ilettiği gibi "Piyasa ile kavga ederek değil, kazan kazan ilişkisine dayalı hep birlikte güçlü bir iletişimle yürüyeceğiz. Açık ve şeffaf olacağız" sözleri son derece değerli ve önemli. Olası bir krizi en az hasar ile bertaraf edebilmek için, ekonomimizi tüm dünyada kabul edilen ekonomik kurallar doğrultusunda yönetilmesi ve firmalarımızın enerjilerini marka, inovasyon, bilişim teknolojisi gibi konulara ayırması daha faydalı olacaktır.

1 Reel sektör güven endeksi Mayıs'ta geriledi. 25 Mayıs 2018 Cuma.
2 Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Mayıs'ta geriledi. 01 Haziran 2018 Cuma.
3 Aon Global Risk Management Survey 2017. Interactif Presentation.
4 Aon Global Risk Management Survey 2017. Interactif Presentation.
5 ABN AMRO. Turkey in crisis – Q&A. By Nora Neuteboom. 14 Haziran 2018
6 This $16 Billion Turkish Wall of Debt Is at Risk From Lira Crash. By Filipe Pacheco
7 Turkey Needs to Get Cracking to Avoid a Meltdown: Economy Week Ahead. ByJamie Murray

* Aon Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. Risk Yönetimi Danışmanlığı bölümünü yöneten Ahmet M. Eryaman, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mühendislik eğitiminin ardından, ABD Northwestern University’den  M.Sc. derecesini almıştır. 11 sene Chicago’da, 2 sene Londra’da Bank of Montreal, KPMG Consulting ve Accenture Consulting’de çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Trakya Cam, TİM altındaki Orta Anadolu İhracatçılar Birliği ve Denizbank’ta yöneticilik yapmıştır. 2017 yılından itibaren Genel Müdür Yardımcısı olduğu Aon’da Avrupa-Orta Doğu-Afrika (EMEA) takımı içerisinde risk yönetimi çatısı altında, müşterilerine danışmanlık hizmeti vermektedir.

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yukarı

Business HT×