BIST 100 93.699 % 0,00
USD/TRY 5,2940 % -0,31
EUR/TRY 6,0548 % -0,14
Piyasalar
93.699
% 0,00
5,2940
% -0,31
6,0548
% -0,14
1,1432
% 0,39
20,24
0,00
1.248,85
% -0,04
61,95
% 0,45
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Politik gelişmeler: Makroekonomik ve finansal etkileri

Üç ülkeyle ilişkilerde normalleşme yönünde atılan adımlar ekonomik tabloyu ne kadar değiştirecek?

Politik gelişmeler: Makroekonomik ve finansal etkileri
GÖKHAN ŞEN 30 06 2016, 09:36

Türkiye'nin önce İsrail, ardından Rusya ile 'barışma' yoluna koyulmasını takiben Mısır ile de bakanlar düzeyinde görüşme olabileceği yönündeki açıklamalar ekranlara düştü. Tümü için tekil ve farklı sebepler sıralanabilir ancak bütüncül baktığımızda bunun topyekün bir dış politika değişimi anlamına geldiğini söylemek iddialı olsa da doğru bir çıkarım olacaktır.

Ekonomik gelişmeler bu değişimi dayatan etkenler içinde gruplanıp sıralanabilir pekala. Turizm gelirlerindeki düşüş, dış ülkelere taşımacılıktaki sorunlar, ihracattaki kan kaybı, ticaretin güvenliği, yavaşlayan ekonomik aktiviteye merhem olma çabası gibi çokça ve her biri önemli maddeler var. Diğer yandan, dış politikadaki yırtılmanın pozitif ekonomik getirileri de olabilir pekala. Bunları öngören finansal piyasaların da doğru pozisyonlanmak adına hamle yaptığını görebiliriz.

İsrail, Rusya ve Mısır haberlerini ekonomik sebepler yönünden inceleyen birinin politik bir yorum çıkarmaya yöneldiğini tahmin ederim. Benim gibi politikadan hareketlenen birinin ise ekonomik çıkarımlara gidebileceğini düşünüyorum.

İSRAİL İLE İLİŞKİLER

İki ülke hükümeti arasındaki siyasi ilişki 6 yıl önce en düşük düzeye indi. Oysa ticaret hacmi bununla uyumlu şekilde gerilemedi ve yıllar içinde yükselen ticareti 6 milyar dolar seviyesine çıktı. Şimdilerde bunun turizm, yeni teknoloji yatırımları gibi alanlarda meydana gelebilecek artışla canlanması mümkün ancak  ivmenin şiddetini görmeliyiz. Geçtiğimiz günlerde konuştuğum İsrail İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen bu hacmin 8 milyar dolara tırmanabileceğini belirtmişti. Bunu belki de kısa vadeli en yüksek potansiyel olarak alabiliriz. En alttaki grafikte de ticaretimizin yıllar içindeki seyrini görmek mümkün.

Diğer yandan, İsrail denince ilk akla gelen Kıbrıs açıklarındaki Leviathan gazının Türkiye üzerinden borularla taşınması ve 1 trilyon metre küplük rezervin bizim üzerimizden Avrupa'ya akması. 2019'u bulabileceği sıklıkla İsrail tarafından aktarılan proje ile ülkemizden ilgilenen şirketler de var. Gazın fizibilitesi, mevcut fiyatlarımıza göre iskontosu ve tarafımıza re-export hakkı tanınıp tanınmayacağı gibi maddeler bu olası anlaşma sonrasında ekonomik tabloyu analiz etmemize olanak verecektir.

RUSYA İLE YENİDEN

Rusya ile ticaretimiz daha çok gaz ithalatına bağlı olsa da oradan buraya gelen turistlere gelen yasak ve bu ülkeye sattığımız malların zorluklarla karşılaşması büyük bir problemdi. Ayrıca inşaat şirketlerimize ülke tarafından uygulanan yaptırımlar ve orada iş yapmaya çalışan insanlarımızın karşılaştığı muamele de çok kişinin bireysel itibarını ve refahını etkiledi. Rakamlara dökmek gerekirse:

Görüldüğü gibi ticarette düşüş sürüyor. Rusya ile olası bir anlaşmadan sonra ani bir dönüş olur mu ve olursa hangi kanallarla olabilir buna bakalım. Aşağıdaki grafikte ürünlere göre ticaretimiz görülüyor.

 

Hayvancılık, gıda ve işlenmiş ürünlerde bir fırsat doğduğu kesin. Bunun yurt içindeki meyve / sebze fiyatlarına etkisi ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte enflasyon açısından önemli olabilir. Peki turizmde durum ne?

4,5 milyona kadar varan gelişler önce Ruslar'ın kendi ekonomik problemleri, takiben uçak krizi sebebiyle iyiden iyiye azalmaya başladı. Sadece Haziran ayı verilerinde Antalya'ya gelen Rus turist sayısında %98 düşüş var. Geçtiğimiz yıl 5,5 ayda 638 bin Rus turist gelirken bu yıl 21 bin kişiyi ağırlayabildi Antalya. 800 dolara biraz yakın bir kişi başı harcama ile buradaki kayıpların 1,5 milyar TL'yi bulduğunu söylemek mümkün.

Rusya'nın yaklaşımı kademeli mi olacak yoksa ani mi bu turizm sektörü için oldukça önemli. Keza dereceli bir iyileşme bu turizm sezonunu çöpe atar ve yıllık 10 milyar dolarlık gelir kaybı senaryosu turizm kanalıyla realize olmuş olur. Diğer yandan, ikili ilişkilerde hızlı iyileşme son dakika rezervasyonları ile sektörün bu yılını kurtarabilir ve döviz girdisi yaratarak döviz likiditesine ve cari açığa yardımcı olacaktır.

SON SÜRPRİZ MISIR

Son olarak Mısır'a da bakmak gerekiyor. 2013'te darbe yönetiminin başa gelmesinin ardından Mısır ile Türkiye hükümetlerinin arası açılmıştı. Bunun ticari ilişkilere yansıması ise oldukça sınırlı kaldı diyebiliriz. Toplam ticaret hacminde 500 milyon dolara varan bir azalış görüyoruz. Bu bakımdan ilişkilerin düzelmesinin yapacağı etkiyi sınırlı görüyorum. Diğer yandan, hem İsrail hem de Mısır ile bozulan ilişkiler sebebiyle Türk taşımacıların bölgede bir üs noktası bulmakta zorlandıkları ve geçişlerde sağlıklı bir yol aradıklarını da biliyoruz. Aşağıda hem İsrail hem de Mısır ile ticaretimiz ve Türkiye açısından nelerin dış satım / dış alım yapıldığını görmek mümkün.

PİYASALAR İÇİN

Bu gelişmelerin piyasa tarafından doğrudan fiyatlanabilmesi oldukça güç. Güç çünkü gelişmelerin hızlı bir ekonomik karşılığı yok. Bu 3 ülke arasında sadece Rusya'nın (turizm kanalıyla) ani bir etkisi olabilir. Yine de dış politikada uzlaşmaz tavırdan 'daha az sorun' tavrına geçmek yatırımcılar için iyi bir gösterge olabilir. Özellikle de Brexit sonrasında dip arayan kısa vadeli yatırımcılar için. Bu yüzden, kısa vadede küresel piyasalarda bir yatışma imkanı bulunduğu takdirde Türkiye'nin sırf bu gelişmelerle bir parça daha sorulan ve merak edilen ülke olacağını söylemek yanlış olmaz. Bu zamana kadar dış politika nasıl ki sorunlu alanlardan biriyse ve yatırımcılar bunu TL varlıkların satışında bir sebep olarak kullanıyorlarsa tam tersinin de mümkün olduğunu hatırlamakta fayda var. Son olarak, TL varlıklarda mutluluğun sürebilmesi için daha fazla işaretlememiz gereken kutucuk var. Yine de bunu iyi bir başlangıç noktası olarak görmek gerekiyor. 


* Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Aktüerya, yüksek lisans eğitimini aynı üniversitesinin Finans Bölümü'nde tamamlayan Gökhan Şen, kariyerine 2007'de Ata Yatırım’da Yatırım Danışmanı olarak başladı. 2010-2013 yılları arasında Bloomberg HT’de Araştırma Müdürlüğü yapan Şen, görevine Ekonomi Koordinatörü olarak devam etmektedir.

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yukarı

Business HT×