BIST 100 98.455 % 1,69
USD/TRY 5,3243 % -0,27
EUR/TRY 6,0497 % -0,72
Piyasalar
98.455
% 1,69
5,3243
% -0,27
6,0497
% -0,72
1,1364
% -0,25
18,19
0,00
1.282,11
% -0,77
62,70
% 2,48
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Analistler hemfikir: Merkez Bankası bu kararla alan ve zaman kazandı

Analistler Merkez Bankası'nın büyük oranda beklenen kararının önümüzdeki günler için manevra alanı sağladığını söyledi

Analistler hemfikir: Merkez Bankası bu kararla alan ve zaman kazandı
BUSINESSHT 16 03 2017, 17:02

Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı toplantısında geç likidite penceresi faizinde 75 baz puanlık artırıma giderken, enflasyon görünümündeki bozulmayı sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırmayı güçlendirdiğini ve gerektiğinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabileceğini belirtti.

Kararı değerlendiren analistlerin hemen hemen hepsi kararın Merkez'e manevra alanı sağladığını söyledi.  İşte 11 analist ve kurumdan Merkez Bankası değerlendirmeleri:

Nomura Ekonomisti İnan Demir

TCMB Para Politikası Kurulu'nun bugün aldığı kararları değerlendiren Nomura, bankanın geç likidite penceresi (GLP) faiz oranını artırarak 16 Nisan'da yapılacak referandum öncesinde bir miktar sigorta aldığını savundu.

Nomura yayınladığı değerlendirme notunda, "TCMB, GLP faiz ornanının 75 baz puan artırarak, piyasa beklentilerinden daha şahin bir adım attı. Bu adım, FOMC'nin dünkü toplantısı sonrasında küçük bir artırım gibi görünüyor. GLP faizinin artırılmasıyla TCMB'ni referandum önhcesinde kuru savunmak için cephanesi güçlendi. Bununla birlikte GLP sıkılaştırmasının etkinliği konusunda biz kuşkuluyuz, eger cari iyi huylu global ortam sürdürülür ise GLP sıkılaştırması TL'nin önümüzdekmi ay istikrarlı tutulması için yeterli olabilir" ifadelerine yer verdi.

QNB Finansbank Başekonomisti Gökçe Çelik

Çeliki bugünkü kararın ilave sıkılaştırmaya yer açacağı için TCMB'nin elini rahatlattığını, bankaya TL'yi değer kaybı baskıları ve enflasyonist etkilerine karşı korumak için ek manevra alanı sağladığını söyledi.

"TCMB'nin sıkılaştırmayı yarın ki fonlama maliyetine yansıtması halinde referanduma kadarki süreçte TL'yi stabilize etmeye yardımcı olacak" diyen ekonomist, "TCMB'nin sıkılaştırma seviyesini ölçmek adına BIST repo ile ne kadar fonlama yapılacağını izleyeceğiz" diye konuştu.

Çelik, faiz artırımının yanı sıra açıklamanın da şahin bir tona evrildiğini, TCMB açıklamasının önümüzdeki dönemde enflasyonun yüzde 11'in üzerine çıkacağı yönündeki tahminleri ile uyumlu olduğunu söyleyerek, "Bir süre sonra GLP faizinin de yıllık enflasyon oranının altında kalması ihtimali bulunuyor. Bu da hala para politikasının enflasyonu düşürmek için yeterince sıkı olup olmadığı sorusunu beraberinde getiriyor" dedi. 

BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ

Altuğ, Fed'in dünkü kararı ardından gelişmekte olan ülke para birimlerinde ralli görülmesiyle TCMB'nin faiz değişikliği yapmayacağı endişeleri oluştuğunu söyleyerek, "Bundan sonra piyasalar TCMB'nin gerçekten sıkılaştırma yapıp yapmayacağına odaklanacak. Bugünkü kararın ardından TCMB'nin mevcut fonlama kompozisyonunu koruması halinde ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin önümüzdeki günlerde yüzde 11,50 seviyesine yükseleceğini hesaplıyoruz" dedi.

Ekonomist Haluk Bürümcekçi

"Piyasa beklentisinin kısmen karşılandığı görülüyor" diyen Bürümcekçi, "Ancak Fed sonrası piyasalarda gözlenen rahatlamanın beklentilerin aşağı çekilmesini getirmiş olabileceği de unutulmamalı. TCMB en azından GLP artışına giderek gerekli durumlar için kendine ilave parasal sıkılaşma alanı yaratmış oldu" dedi.

Açıklamada yer alan "enflasyonda belirgin iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun korunacağı ve gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapılabileceği"ne dair ifadeye yer veren Bürümcekçi, bunun "gerekmesi durumunda GLP kanalı ile yapılacağını" söyledi.

Bürümcekçi, "TL’deki olumlu seyir devam ederse ortalama fonlama maliyeti mevcut seviyede kalır, tersi durumda ise yeni GLP oranına doğru kademeli artar" diyerek şunları söyledi:

"Ocak toplantısından sonra TL’de değer kaybı baskısının gözlenmesi TCMB’yi TL’nin açığa satılmasının maliyetli hale getirecek TL likiditenin kısmaya yönelik önlemler almaya zorlamıştı. Bu kapsamda, interbank borç verme limitleri 11 milyar TL’ye kadar azaltılırken, BIST repo fonlamasının da önce sınırlandırıldığı son olarak da durdurulduğu izlenmişti. Bütün bunlara ek olarak da, kur takası ihalelerine devam edilerek bir yandan TL likidite çekilirken, diğer yandan bankalara döviz likiditesi sağlanmıştır. Ayrıca, ihalelerin TL bacağının faizi kademeli olarak yüzde 11’e kadar yükseltilerek swap piyasasında kısa vadeli faizlerin bu seviyelere yükselmesi sağlanmıştı. Bu bağlamda, bankalar daha pahalı olan Geç Likidite Penceresi’nden (GLP) borçlanmaya zorlanmış ve böylelikle gecelik repo faizi yüzde 11’e dayanırken, ağırlık ortalama fonlama maliyeti dün itibarı ile %10.80 seviyesine kadar yükselmiş bulunmaktaydı.  

Bugünkü kararlar sonrası ise, ortalama fonlama maliyetini sabit tutmak veya daha fazla yükseltmek tamamen TCMB’nin insiyatifinde olacaktır. TL’nin mevcut değerlenme seyrini koruması durumunda yüzde 10.80 olan ortalama fonlama maliyetini değiştirmemeye çalışacaktır. Durum değişirse de, kademeli olarak yeni GLP oranı olan yüzde 11,75’e doğru ortalama fonlama maliyetinin çıkarılması söz konusu olabilir." 

Halk Yatırım analistleri

Analistler kararla ilgili yayınladıkları notta, "Küresel koşulların destekleyici yönde olmasının, TCMB’nin para politikası araçlarını kullanmada manevra alanını genişlettiğini görüyoruz. Enflasyon görünümünde iyileşme olana kadar da, para politikasında araç çeşitliliğinin kullanılarak sıkı duruşun korunmasını bekliyoruz" dedi.

Anadolu Yatırım analistleri

Analistler, "Karar metninde “Toplam talep gelişmeleri enflasyona düşüş yönünde katkı vermektedir” cümlesi çıkarılırken, maliyet yönlü gelişmelerin ve gıda fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon üzerinde yukarı yönlü etkilerine değinildi. Bu noktada Merkez Bankası enflasyona bağlı olarak TL likiditesine yön vermeye devam edecektir" dedi.

"Kararın etkilerine baktığımızda geç likiditesi borç verme oranının 75 bp artırılarak yüzde 11,75’e yükseltilmesi TL likiditesini sıkılaştırma alanı sağlaması açısından TL’de pozitif bir hareket olarak karşımıza çıkıyor" denilen notta "Bu noktada TCMB’nin ağırlıklı ortalama fonlamasının yüzde 11’in üzerine çıkması beklenebilir. Dün gecelik ortalama fonlama faizi yüzde 10,80 seviyesinde gerçekleşmişti" yorumu yer aldı.

SPINN Eğitim Danışmanlık Kurucu Ortağı Özlem Derici

Derici Bloomberg’e yaptığı değerlendirmede, TCMB’nin kararının pozitif olduğunu söyledi ve “Artık faiz koridoru yerine %9,25-yüzde 11,75 bandımız var” dedi

Bloomberg’e konuşan Derici, liradaki toparlanmanın yaklaşan referandum ve Fed gündemi nedeniyle kalıcı olmayabileceğini, USD/TL’nin 3,60’ın altına inebilmesi için ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 11’in üzerine çıkması gerektiğini söyledi.

İş Yatırım Araştırma Müdürü Muammer Kömürcüoğlu

Kömürcüoğlu da TCMB’nin bu hareketle, önümüzdeki günlerde parasal sıkılaştırmanın dozunu arttırmak için ilave yere sahip olduğunu yazdı.

Kömürcüoğlu bununla birlikte sadece GLP faizinin artmasının faiz artışının geçici olabileceği yönündeki algıyı destekleyebileceğini belirtti.

TCMB’nin GLP faizini arttırmasını “proaktif” bir adım olarak değerlendiren Kömürcüoğlu “Önümüzdeki günlerde TL üzerindeki yukarı yönlü baskı sınırlanabilir” dedi.

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı

Kanlı, Merkez Bankasının kararını olumlu bulduğunu, önümüzdeki dönemde yıllık enflasyonun yüzde 11'i geçeceğini ve Türkiye'ye özgü risklerin de devam ettiğini belirtti.

"Böyle bir durumda kurun istikrar kazanması için faiz artırımı şarttı ve TCMB de bunu yaptı" diyen Kanlı, bu faiz seviyesi ile TL üzerindeki spekülatif hareketlerin engellenebileceğini ifade etti.

Kanlı, ancak mevcut riskler ve yüksek enflasyon göz önünde bulundurulduğunda TL'de oynaklığın devam edebileceğini söyledi.

Basit olmaktan uzak olan mevcut politika çerçevesinin basitleştirilmesinin finansal istikrar için önemli bir adım olacağını vurgulayan Kanlı, şu anda böyle bir şeyin mümkün gözükmediğini dile getirdi.

Burak Kanlı, yüksek enflasyonun yapısal unsurlarıyla ilgili kısmına TCMB'nin yapabileceği bir şey olmadığını ancak beklentilerin bozulması kaynaklı kısmına müdahale edebileceğini ifade etti.

Dün akşamki Fed kararının TCMB'nin elini kısa vadede rahatlattığını belirten Kanlı, şunları kaydetti:

"Orta ve uzun vadede aslında değişen bir şey yok. Not etmeliyim ki, 2017 yılı gelişmekte olan ekonomilerin kendi hikayelerini satarak yatırımcı çekmeye çalıştıkları bir dönem olacak. Koşulsuz şartsız herkese akan gani gani bir sermaye görmeyeceğiz. Bu sebeple, TCMB'nin gerçekten elinin rahatlaması için bir makro hikayeye ihtiyaç var. Önümüzdeki dönemde TCMB'nin gerek politika faizini gerekse koridorun üst bandını artırmasını bekliyorum. Politika faizi yıl içinde en az 100 baz puan artırılacak ve tekrar basitleştirilmiş politika çerçevesine geçilmeye çalışılacaktır."

Ziraat Bankası Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz

Yılmaz, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırım beklentisini 3 adette sabit tutması kadar Fed Başkanı Janet Yellen'ın "bir fazla bir az durumu değiştirmez" ifadesinin 2017 yılı için Fed risklerini minimize ettiğini söyledi.

Avrupa Merkez Bankasının (ECB) Avrupa'daki siyasi gelişmelere karşı 2017 yılı boyunca varlık alım programı açıklarken, Fed'in de bu yıl piyasaların istikrarlı seyredebilmesi için ciddi bir sözle yönlendirme gerçekleştirdiğine işaret eden Yılmaz, bu nedenle Fed'in kararı ve açıklamalarının gelişmekte olan ülke merkez bankalarının dolar riski açısından elini rahatlattığını ifade etti.

Yılmaz, Merkez Bankasının bugünkü kararını üç ilkeli para politikası çerçevesinde olumlu değerlendirdiklerini belirterek, "Fiyat istikrarına karşı sıkı likidite politikası kapsamında geç likidite penceresinde ayarlama gözlemlemekteyiz. Finansal istikrar içinse destekleyici duruş söz konusu. İstihdamın zor bir süreçten geçtiği konjonktürde Merkez Bankasının fiyat ve finansal istikrarı optimize ettiğini görmekteyiz." şeklinde konuştu.

Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) enflasyonundaki sakinleşmenin teorik açıdan önümüzdeki aylarda TÜFE enflasyonuna yansımasının bekleneceğini ifade eden Yılmaz, gıda fiyatlarının da ocak ayında ciddi bir artış gösterdiği düşünüldüğünde şubat ayında gerçekleşmeyen düzeltmenin havaların ısınmasıyla bahar aylarında ortaya çıkmasının mümkün olacağını söyledi.

Yılmaz, bu nedenle şubat ayında beklenenden daha önce çift haneye yükselen enflasyonun beklenenden daha yüksek bir seviyede zirve yapacağının henüz kesin olmadığını ifade etti.

Bundan sonra Merkez Bankası için nisan ayı sonundaki enflasyon raporunun bir sonraki durak olduğu dile getiren Yılmaz, o tarihte Merkez Bankasının uzun vade perspektifinde daha kalıcı politika yönlendirmesi gerçekleştirebileceğini sözlerine ekledi.

Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Müdürü Şakir Turan

Turan ise TCMB'nin gecelik faizlerde ve haftalık repo faizinde herhangi bir değişiklik yapmazken, geç likidite penceresi faiz oranında piyasa ortalama tahminleri ile uyumlu bir artırım yaparak beklentileri önemli ölçüde karşıladığını söyledi.

Merkez Bankasının kararını piyasa beklentilerini karşılamış olmasından dolayı TL’yi destekleyici bir adım olarak olumlu gördüklerini ifade eden Turan, mevcut küresel riskler dikkate alındığında söz konusu adımın finansal istikrar açısından şu aşamada yeterli olabileceğini belirtti.

Turan, en azından TL üzerindeki baskı arttığında TCMB'nin likidite duruşunu sıkılaştırabileceği alanın genişlemiş olduğunu kaydetti.

TL üzerindeki değer kaybı baskısı sınırlı kalması durumunda bunun da fiyat istikrarına katkıda bulunabileceğin işaret eden Turan, ancak fiyat istikrarı açısından TL'de değer kaybının sınırlı kalmasının ötesinde belirgin bir değerlenme olması gerektiğini vurguladı.

Şakir Turan, Fed kararının piyasa beklentilerinden bir miktar daha güvercin gelerek küresel risk iştahını desteklerken, TL'nin de dün akşamdan bu yana değer kazanmasını sağladığını söyledi.

Bunun da TCMB'nin karar alma sürecini kolaylaştırmış olabileceğini dile getiren Turan, "Küresel riskten kaçış dönemlerinde TL üzerindeki değer kaybı baskısı artarsa TCMB'nin ilk etapta likidite duruşunu sıkılaştırmayı tercih edeceğini öngörüyoruz. Bu adımlar yeterli kalmaması halinde faiz artırımlarına gidebileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede, TCMB'nin bir süre bekle-gör stratejisi izleyeceğini, sonrasında ihtiyaç duyulması halinde faiz artırımına gidebileceğini tahmin ediyoruz. Küresel riskten kaçış eğiliminde ise en önemli belirleyicilerin politik ve jeopolitik gelişmeler olacağını düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Yukarı

Business HT×