BIST 100 1.111,96 % 0,12
USD/TRY 7,5625 % 0,15
EUR/TRY 8,9535 % 0,01
Piyasalar
1.111,96
% 0,12
7,5625
% 0,15
8,9535
% 0,01
1,1841
% -0,08
13,73
0,02
1.950,86
% 0,33
43,15
% -0,35
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Yapı Kredi'den maliyet azaltan İtalyan ortağı ile ilgili açıklama

Yapı Kredi CEO'su Faik Açıkalın, Unicredit ortaklıklarından 2017 beklentilerine kadar Anadolu Ajansı'na önemli açıklamalarda bulundu

Yapı Kredi'den maliyet azaltan İtalyan ortağı ile ilgili açıklama
AA 08 01 2017, 16:37

Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada 2017'nin, bankacılık dahil olmak üzere tüm sektörler için volatilitenin azalacağı daha verimli bir yıl olmasını ümit ettiklerini söyledi.

Açıkalın, İtalya’daki referandumun sonuçlarının UniCredit’e yansımasının Yapı Kredi’yi nasıl etkileyeceği şeklindeki soruya “UniCredit, 13 Aralık’ta Londra’da düzenlediği kapsamlı toplantıda yeni stratejisini ve ticari planını yatırımcılarla paylaştı ve çok olumlu tepkiler aldı. Siyasi gelişmelerin bu stratejik ve ticari plan üzerinde etkisi olmayacağını, dolayısıyla Yapı Kredi üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmayacağını düşünüyoruz" yanıtını verdi. 

Faik Açıkalın, 2016 gerçekleşmeleri ile 2017 beklentilerine ilişkin açıklamalarda da bulundu.

TCMB’NİN FAİZ KARARI

Açıkalın, 2016 yılında dünyanın birçok yerinde siyasi ve ekonomik çalkantılar yaşandığını, ABD ekonomisinde iyileşmenin devam etmekle birlikte toparlanmanın beklenenden düşük kaldığını, bunun sonucunda Fed'in 2016 yılında yapmayı planladığı faiz artışları konusunda agresif davranmadığını ancak son dönemde güçlenen ekonomik veriler ile başkanlık seçim sonuçları nedeniyle geleceğe yönelik beklentilerdeki değişimler sonucu Fed'in aralık ayında ikinci kez faiz artırımı gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Avrupa Merkez Bankası'nın ise (ECB) ekonomik aktivitedeki durgunlukla mücadele etmek için uyguladığı genişleyici para politikasını yıl içinde yaptığı açıklamalarla önce Mart 2017'ye, daha sonra Aralık 2017'ye uzattığını anımsatan Açıkalın, dünya genelinde Avrupa ve Japonya gibi gelişmiş ülke merkez bankalarının genişlemeci tutumunun gelişmekte olan ülkelere nakit akışını desteklediğini kaydetti. 

Bu durumun yurt içinde Merkez Bankasının faiz indirimi yapmak için elini güçlendirdiğini belirten Açıkalın, "Diğer taraftan, İngiltere’nin AB’den çıkma kararı, ABD başkanlık seçiminden çıkan sonuç ve artan jeopolitik riskler dünya genelinde belirsizliği arttırdı. Bu belirsizlik ortamında TCMB ve BDDK sektörü destekleyici adımlar attı. TCMB’nin faiz indirimlerine ek olarak BDDK’nın yıl içinde makro ihtiyati tedbirlerde attığı rahatlatıcı adımlar sektör karlılığını destekledi. TCMB ve BDDK’nın destekleyici uygulamalarının 2017 yılında da belirsizlikler ve risklerin etkisini sınırlamasını bekliyoruz." şeklinde konuştu.

TÜRKİYE BÜYÜMESİ

Faik Açıkalın, 2016'nın özellikle ikinci yarısında artan küresel belirsizlik ve yıl sonuna yaklaşırken Fed'in faiz artışı yapacağına dair artan beklentilerin yerel para birimlerinin değerinde oynaklığa neden olduğunu söyledi.

Gelecek dönemde döviz kurundaki seviyenin küresel belirsizliklerdeki gelişmeler, Merkez Bankasının attığı adımlar ve uygulanan yapısal reformlara göre şekilleneceğini ifade eden Açıkalın, "Küresel belirsizliklerin devam etmesi ve Fed'in bundan sonraki adımlarında beklenenden daha agresif davranması gibi nedenlerin etkisi ile TL'deki değer kaybının artması ve TCMB’nin faiz artışına devam etmesi halinde ise önümüzdeki dönemde fonlama maliyetlerinin ve dolayısıyla faizlerin bir miktar yükseldiğini görebiliriz." dedi.

Bu etkilerin enflasyon üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini düşündüklerini kaydeden Açıkalın, büyümenin 2017 yılında, 2016’nın bir miktar üzerinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini, bu yıl cari açık üzerinde petrol fiyatlarında görülen yükseliş, turizm gelirleri ve sermaye akımlarının seyrinin etkili olacağını vurguladı.

BANKACILIK SEKTÖRÜ

Yapı Kredi CEO’su, 2017'de, ABD başkanlık seçimi sonrasında meydana gelebilecek politika değişiklikleri, Fed'in faiz artırım kararları, Avrupa’da İngiltere kaynaklı yükselen siyasi belirsizlikler ve hareketli jeopolitik ortamın temel riskler olacağını, tüm bunların yanında Basel 3 ile gelen sermaye kısıtları ve bankacılık sektörünün likidite, penetrasyon seviyeleri düşünüldüğünde 2017'de bankacılık sektöründe kredi büyümesinin 2016’ya paralel gerçekleşeceğini, ayrıca, TCMB ve BDDK’nın bankacılık sektörünü destekleyici uygulamaları sayesinde olabilecek risklerin etkisinin sınırlı kalmasını beklediklerini kaydetti.

2017'nin bankacılık dahil olmak üzere tüm sektörler için volatilitenin azalacağı daha verimli bir yıl olmasını ümit ettiğini belirten Açıkalın, son yıllarda uygulanan ve sektör karlılığı üzerinde baskı yaratan makro ihtiyati politikaların etkisinin geçen yıl hafiflemesi ve bankaların gider yönetimine ağırlık vermesi ile sektör karlılığının geçen yılın 10 ayında 2015'in aynı dönemine göre yüzde 49 artış gösterdiğini söyledi.

Açıkalın, sermayenin etkin kullanımının önemini korumaya devam ettiğini vurgulayarak, "Bankalar sürdürülebilir karlılık ve verimliliklerini artırabilmek için önümüzdeki dönemde etkin aktif kalitesi ve gider yönetimine daha da ağırlık vermeliler. Ayrıca, 2016'da bankaların gelir tablolarında görülen başarılı performansın sürdürülebilmesi için muhakkak banka bilançolarında sağlıklı kredi büyümesi, aktif kalitesinin korunabilmesi ve fonlama kaynaklarının fiyat ve nitelik açısından çeşitlendirilebilmesi gibi faktörlerle desteklenmesi gerekiyor." diye konuştu.

KREDİ FAİZ ORANLARI

Yapı Kredi CEO'su Açıkalın, "Kredi faiz oranlarının düşürülmesi ve bankaların fon maliyetlerinin azaltılması için ekonomi yönetiminden beklentiniz nedir?" sorusu üzerine, Merkez Bankasının Mart 2016'dan itibaren gerçekleştirdiği faiz indirimleri sayesinde sektörde fonlama maliyetleri ve TL mevduat maliyetinin ikinci çeyrek itibarıyla kademeli bir düşüş gösterdiğini kaydetti.

Bunu takiben sektörde başta konut kredisi olmak üzere tüketici kredisi faizlerinde aşağı yönlü bir yeniden fiyatlama gerçekleştiğini ancak yılın son çeyreğinde artan küresel belirsizlikler ve artan jeopolitik riskler nedeniyle TL'nin değerinde önemli derecede düşüş yaşandığını ifade eden Açıkalın, Merkez Bankasının TL’deki değer kaybı ve bunun gelecek dönemde enflasyon üzerinde yapacağı baskının önüne geçebilmek için Kasım 2016'da faiz artışına gittiğini hatırlattı.

Merkez Bankasının yaptığı faiz artışının fonlama maliyetlerinde ve bunu takiben kredi faizlerinde bir miktar yükselişe neden olduğuna işaret eden Açıkalın, gelecek dönemde kredi faizlerindeki gidişatın belirlenmesinde küresel belirsizliklerdeki gelişmeler, Fed faiz kararları ve TCMB’nin bu gelişmeler karşısında alacağı para politikası kararlarının belirleyici olacağını vurguladı.

 

Yukarı

Business HT×