BIST 100 90.605 % -1,30
USD/TRY 5,3494 % -0,29
EUR/TRY 6,0802 % 0,03
Piyasalar
90.591
% -1,32
5,3494
% -0,29
6,0802
% 0,03
1,1359
% 0,37
21,29
-0,08
1.245,20
% 0,16
60,99
% 1,31
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

İçimizdeki İrlandalılar

Sadece 2 yıl önce 67 milyar euroluk kurtarma paketi alan ve 2015'i yüzde 7,8 büyüme ile tamamlayan İrlanda'nın hikayesi Avrupa Birliği'nin zor durumdaki ülkeleri için kılavuz olma potansiyeli taşıyor

İçimizdeki İrlandalılar
GÖKHAN ŞEN* 11 03 2016, 09:14

Lehman krizinin patlamasının ardından dünya sistemi sağlam bir sınavdan geçmeye başladı. Kredi büyümesi ve kamu borcundaki artışa dayalı, sonraki nesillerin refahından çalınmış büyüme günleri sona erdi. Konuşmalar daha sağlam temellere oturdu ve insanlık inşa ettiği ekonominin zayıflıklarını iyiden iyiye fark etmeyi başardı. Küreselleşme beraberinde 'selektif' olmayı dayatmaya başladı. 

Global ekonomik sistemdeki zayıflıklardan biri de ülkelerin rekabetçi olmamaları. Ya da rekabetçi görünüp birçok eksikliği kamu halısının altına sürmeleri de denebilir. Avrupa Birliği kurulurken korkulanlar arasında sayılabilecek bu madde, finansal krizin reel sektörü vurması ile belirgin hale geldi. Farklı mali politikalara sahip ülkeler benzer reçetelere maruz kalınca hastalar ve sağlamlar karıştı. Ardından kurtarmalar geldi.

 

Bahsettiğimiz ülkeler Yunanistan, İrlanda, Portekiz, Güney Kıbrıs ve bir yere kadar İspanya'dır. Bunlar arasında Yunanistan iki kez mali kurtarma görmüştür. Güney Kıbrıs'ta sermaye kontrolleri devreye girmiş, AB için yeni tecrübeler tadılmıştır. İrlanda kocaman bankacılık sektörünü taşıyamamış ve İspanya gibi bankalarının sorunlarını temizlemek zorunda kalmıştır. Portekiz her dertten bir parça çekmiştir. 

OLUMSUZ DÜŞÜNCENİN KÖKENLERİ 

Bu ülkeler sayıldığında ya da bulunan çözümler tartışıldığında ilk akla gelen tepki inanmazlıktır. Bununla birlikte gelen pratik ise şüpheciliktir. Böylece, önce gelen açıklamalara, yapılan toplantılara, alınan kararlara karşı mesafeli duruş başlar. Mesafeli duruş, konudan uzaklaşmayı ve toptancı analizi de beraberinde getirir.

AB konusu açıldığında insanların önemli bir bölümü burun kıvırmakta ve birliğin geleceği olmadığını iddia etmektedirler. Bunun sebeplerine baktığımızda, 1930 buhranının ardından en büyük kriz kabul edebileceğimiz 2008 krizinin oldukça uzun sürmüş olmasını başta sayabiliriz. Ülkelerin rekabetçi olamayacakları ya da batanın bir daha çıkamayacak olması da varsayımlar arasındadır. Yunanistan gibi sorunlu örneklerin varlığı da tahminimce bu çorbada tuz vazifesi görmüştür. Bundan sonra yaratacağı olumsuz haber akışıyla da görmeye devam edecektir. 

Bu süreçte liderlerin kötü yönetimi, nesiller boyunca yayılan karamsarlık da sayılabilecek faktörler arasındadır. Geride kalan 8 yılda çokça siyasi figür bunun bedelini iktidardan olarak ödemiştir ve birçok ülkede uzun on yıllara dayanan politik sistemler dinamitlenmiştir. Genç nüfusta işsizlik kimi ülkelerde yüzde 50'lere ulaşmış, kimi ülkelerde ise insanlar emekli olabilecekleri halde iş gücünde kalmayı seçmişlerdir. Çünkü ileri dönük umutlar azalmıştır. 

ORMAN DEĞİL, AĞAÇ 

Nazım Hikmet'in güzel deyişini ekonomilere ve piyasalara uygulamak imkansızdır. Ekonomi soğuktur, rakamlar maddidir ve duygusuzdurlar. Bu yüzden, değerlendirme yaparken ormana da bakarız ancak ele aldığımız ağaçtır aslında. Aynı sistemde yoğrulan ülkeler ayrışabilirler. Bunu sağlayan da ülkelerin ulusal pozisyonlarını korumalarıdır. Politikalar beraberce yapılır ancak kapısını kapattıktan sonra her hane kendi huzurunu arar. Bu yüzden toptancı şüphecilik bizi yanlış sonuçlara götürebilir. 

Buna en güzel örnek son büyüme verisi ile İrlanda oldu. 2015'in son çeyreğinde yüzde 9 büyüyen ülke böylece yılı yüzde 7,8 büyüme ile tamamladı. Euro Bölgesi'nin 2015 yılı büyümesi ise yüzde 1,6 olarak açıklandı. Sadece 2 yıl önce 67 milyar euro'luk bir kurtarma paketi alan bir ülke için oldukça etkileyici bir performans. Eğer Yunanistan'ın başarısızlığına takılıp kalmışsanız İrlanda'nın başarısını tahmin etmek mümkün olamaz. Toptancı şüphe bu sonucu analiz edemez. Şimdi kritik soru, birliğe kılavuz olacak ülkenin hangisi olacağıdır. Büyüyen İrlanda mı, zorlanan Yunanistan mı? 

ŞÜPHECİLER İÇİN İRİ BİR LOKMA 

İrlanda'da siyaset kurumu büyümenin kaymağını yiyemeden iktidardan indi. Şubat sonundaki seçimlerde Enda Kenny meclisteki çoğunluğu kaybetti. Şimdiki aritmetik oldukça belirsiz. Yine de İrlanda için tahminler iyimser. Önceki büyümesini inşaata dayandıran ve ardından sağlam bir çöküş gören ülkede bu kez büyüme genele yayılmış durumda ve büyümedeki liderlik bilgi teknolojileri, ilaç gibi sektörlerden geliyor. Ayrıca, AB'ye nazaran oldukça düşük kurumlar vergisine sahip ülkenin çektiği dış yatırımın boyutu milli hasılayı iki puan kadar yukarı atıyor. 

Şimdi elimizde iki ayrı tür var. Bir tür büyümeye geri dönerken kurtarmanın haklı bir eylem olduğunu ve ülkelerin geri dönebildiğini ispatlıyor. Diğeri ise belki de üçüncü kurtarmaya başvurmak durumunda kalacak. AB'yi haber akışı üzerinden değerlendirenler için durum oldukça karmaşık. Tümevarım nasıl yapılacak? AB'yi rekabetçiliği hızla geri kazandırabilen ortak akıl olarak mı tanımlamalıyız yoksa köhnemiş yapıları bünyeye zamklayan eski kıta olarak mı? Bu soru, zannediyorum ki şüpheciler için oldukça iri bir lokmadır. 

Benim görüşüm, Batı aklını üreten ve onu zaman içinde yeniden türeten entelektüel kesimin önümüzdeki yıllarda galip geleceğidir. Ben burada iyimser bir gelecek tezini satın alıyorum. Popülist sağın ve popülist solun yükselişini dönemsel buluyorum ve Avrupa aklının galip geleceğini tahmin ediyorum. Bunu belki de birliğin Yunanistan'ı dışarı davet etmesi ile somut halde göreceğiz. Birliğin harmonisini test edecek ilk sınav Haziran'da Brexit'in oylanması ile gelecek. Sonrasını hem İrlanda için hem de kıta için o günden sonra tartışmak mümkün olacak.

---

*BloombergHT Ekonomi Koordinatörü 

Yukarı

Business HT×