BIST 100 92.300 % -0,44
USD/TRY 5,4839 % 0,05
EUR/TRY 6,1960 % 0,13
Piyasalar
92.340
% -0,40
5,4841
% 0,05
6,1987
% 0,15
1,1296
% 0,09
19,98
0,00
1.202,59
% 0,03
65,47
% 0,00
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Çin korkusu abartılıyor mu?

Çinli Ekonomi Profesörü David Daokui Li, Wall Street Journal'da yayınlanan makalesinde Çin'de krizi yerli spekülatörlerin tetiklediğini söyleyerek oluşan korkunun abartıldığını ifade etti

Çin'deki finansal krize yönelik korku abartılıyor mu?
WALL STREET JOURNAL 21 02 2016, 14:36

Küresel piyasalar, Çin'deki finansal krizin 2008 döneminden daha ağır bir salgına dönüşeceği konusunda endişeli.

Ülkenin 2008 sonrasında aldığı kredileri teşvik programı, yavaşlayan ekonomisi nedeniyle iyiye gitmiyor. Hükümet ticareti güçlendirmek için yuanı devalüe ederken, şirketler yaklaşık 20 trilyon dolarlık nakit ve mevduatı yabancı para birimlerine çevirmeye çalışıyor. Finansal kurumlara olan güvensizlik ekonomiyi durma noktasına sürüklüyor.

 Tsinghua Üniversitesi Ekonomi Profesörü David Daokui Li, Wall Street Journal için kaleme aldığı makalede ülkenin genel çerçevesi bu şekilde gözükse de Çin kriziyle ilgili korkuların abartıldığını söyleyerek bunu dört nedende topluyor:

1. ”DEVALÜASYON İÇİN BİR SEBEP YOK”

Pekin'in yuanı dramatik şekilde devalüe etmesi için bir sebep yok. Küresel ticaret yavaşlarken, Çin'in piyasadaki payı artıyor. 2015'te ticaret fazlası rekor kırarak 600 milyar dolara ulaştı. 2007'de kırılan bir önceki rapor ise 390 milyar dolardı.

Ayrıca eğer ki Çin yuanı devalüe etmeye devam ederse Vietnam ve Tayland gibi rakipler de aynı yolu izleyecek. Çin'in para politikasındaki bu kararının pozitif etkisi sınırlı olacak. Hatta Pekin yönetiminin yuanı, dolar, euro, pound gibi bir sepete yakın yerde sabitlemesi de beklentiler arasında. Bu durum da devalüasyon rekabetindeki ticaret ortakları arasında doğan spekülasyonları durduracaktır.

2. SERMAYE ÇIKIŞININ SEBEBİ YERLİ SPEKÜLATÖRLER

Çin'in finans sektörü hâlen dünyanın geri kalanından etkili bir şekilde ayrılmış durumda. Bu neden Çin'den büyük bir sermaye çıkışı mümkün değil. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), 2015 sonunda yuanı en önemli üçüncü para birimi ilân ederek rezerv para sepetine eklemesi, Uluslar arası piyasalardaki sermaye hareketleri üzerindeki kontrolün zayıflayacağı anlamına gelmiyor.

Çin merkez bankası sıcak para çıkışı sebebiyle döviz rezervlerinin 500 milyar dolarını kaybetti. Ancak çalışmalar gösteriyor ki, kayıpların çoğu hanehalkları ya da sıkı kontrollere tâbi yabancı firmalar tarafından değil, yabancı markalara sahip yerli spekülatörler tarafından gerçekleşti. Yolsuzluk karşıtı kampanyaların devam etmesi sermaye çıkışlarında kesinti sağlayacaktır.

3. BORÇLANMA AVANTAJA ÇEVRİLEBİLİR

Finansal sistemdeki erime gerçek dışı. Bazıları Çin'in borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYHİ) oranının yüzde 250-300 gibi tehlikeli seviyelere çıktığına inanıyor ve birçok analiste göre de bu durum ekonominin krize gittiğinin işareti.

Ancak Çin'deki yüksek tasarruf oranı hem yüksek borç/GSYHİ oranını destekliyor hem de bu orana ihtiyaç duyuyor. Hükümet verilerine göre tasarruf oranı yüzde 45 ancak gerçekte bu oran yüzde 38. Yani hâlen ABD (yüzde 15) ve Japonya'dan (yüzde 25) yüksek.

Hükümet borçlarının GSYHİ'ye oranı oldukça düşük bir oran olan yüzde 15 seviyesinde. Para kaybeden yerel kamu şirketlerine yardım edilmesi için hâlen yeterli alan var.

4. ÇİN, YAPISAL BİR DEĞİŞİMDE

Çin ekonomisi acılı bir yapısal değişimden geçiyor. Hanehalkı tüketimi hükümet verilerine göre yüzde 38 oranında olsa da benim hesaplamalarıma göre yüzde 38 seviyesinde. Bu, perakende satışlar ve turizmdeki yüzde 10 artışla da kanıtlanabilir.

Birçok ağır sanayi şirketleri, fiyatları düşen çok fazla demir, çelik,çimento ve kömür ürettikleri için tasfiye ile karşı karşıya. Bazı küçük şehirlerde evler gerçek değerlerinin altına satılıyor. Bir yandan da hanehalkları daha kaliteli ürünler, daha iyi emeklilik ve sağlık hizmetleri talep ediyor. Bu durum da firmalar için yeni iş alanları açma fırsatı doğuruyor.

Bunun gibi yapısal değişiklikler Çin'in ekonomisini yavaşlatsa da gelecekteki büyümenin temelini atacak. GSYHİ büyümesi 2016'nın ikinci yarısında yüzde 6,5 seviyesini görüp sonrasında kademeli olarak artacak.

 

Yukarı

Business HT×