BIST 100 105.380 % 1,54
USD/TRY 5,7477 % -0,01
EUR/TRY 6,3538 % 0,21
Piyasalar
105.380
% 1,54
5,7477
% -0,01
6,3538
% 0,21
1,1055
% 0,31
12,12
-0,03
1.468,21
% -0,22
63,30
% 1,64
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Orta vadeli planı nasıl okumalı?

Orta Vadeli Program'da (OVP) açıklanan değişiklikler ne anlama geliyor?

Orta vadeli planı nasıl okumalı?
SADİ UZUNOĞLU 12 01 2016, 11:47

Orta Vadeli Program (OVP) revizyonundan sonra arkadaşım mutlaka arar diye bekliyordum. Yanılmadım. Telefon çaldı…

“Hocam, OVP hedefleri yeniden belirlendi. Bu ne anlama geliyor? Bu hedefler sizce gerçekçi mi?” diye ardı ardına sorularını yöneltmeye başladı.

Gel adım adım gidelim, önce hangi hedefler değişmiş bunlara bakalım: Birincisi; 2015’de büyümenin yüzde 3’ü aşacağına ilişkin veriler hükümeti cesaretlendirmiş; bu nedenle büyüme hedefleri yukarı çekilmiş, 2016 için yüzde 4.5 hedef belirlenmiş. 2017 ve 2018 için büyüme hedefi ise yüzde 5.

İkincisi; enflasyonda da yukarı doğru bir revizyon dikkati çekiyor. Çünkü hükümetin seçim beyannamesinde, asgari ücret gibi, verdiği sözleri tutması için daha yüksek bir enflasyona razı olunması gerekiyordu. 2016 için enflasyon hedefi bir puan artırılarak 7,5’e yükseltilmiş. 2017 için 0,5’lik artışla hedef 6,0 olmuş.

Üçüncü revizyon bütçe açığı için yapılmış: Bütçe açığının GSYİH’ye oranı 2016 için 0,7’den 1,3’e, 2017 için de 0,6’dan 1,0’e yükseltilmiş. Demek ki kamunun büyümeci politikaya destek vermesini beklemememiz gerekiyor.

Dördüncü düzeltme ise cari açık/GSYİH oranında gerçekleşmiş: Bu oran 2016 için 4,9’dan 3,9’a; 2017 için de 4,7’den 3,7’ye; 2018 için de 4,4’den 3,5’e düşürülmüş.

“Hocam bu revizyona göre büyüme, bütçe açığı ve enflasyon yukarı; cari açık ise aşağı yönlü revizyona tabi tutulmuş ise ekonomi kamu kaynaklı ve ihracat destekli büyüyecek anlamına gelmiyor mu?”

 Evet doğru anlıyorsun. Zaten OVP’yi ayrıntılı okuduğumuzda ihracatın ithalattan daha fazla artacağı beklentisi ve petrol fiyatlarının birkaç yıl daha düşük seyredeceği varsayımı var. Bu nedenle bir taraftan ekonomi büyürken diğer taraftan da cari açık küçülüyor. 2016 için cari açığın 33 milyar USD seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

“Hocam bu hedeflerin geçekleşmesi belirli varsayımlara bağlı. Bu durumda bu hedeflerin gerçekleşmesini önleyecek riskler de var değil mi?”

Evet çok önemli riskler var ama bunlar biraz “küçümsenmiş” gibi görünüyor. Öncelikle Rusya ile yapılan ticaretin sınırlanması, Rusya’dan gelen turistlerin turizm gelirlerine yaptığı katkıları unutmamak gerek. Rusya ile yaşadığımız sıkıntının bize yıllık maliyeti en az 5 milyar USD civarında olacak. İşadamlarımız Rusya’ya ihacatlarını yapabilmek için yurtdışında yatırım yapmaya başlayacak bu nedenle de dışa bir sermaye çıkışı gerçekleşecek. Rusya’yı yalnızca tek ülke olarak da değerlendirmemek gerek. Rusya sıkıntılı olduğunda etrafındaki ülkeler de sıkıntıya giriyor.

İkinci konu petrol fiyatlarının düşük gerçekleşeceği varsayımı. Petrol fiyatlarının genelde düşüşünün nedeni, “devlet altı örgütlenmelerin” petrol üreten ülkelerde yaşattıkları kaos. Bugün ABD ve Rusya IŞID’a karşı bir koalisyon oluşturabiliyorsa, bunun altında yatan temel faktör, petrol fiyatlarının yeniden “mantıklı” bir düzeye gelmesini sağlamaktan başka birşey değil. Dolayısıyla petrol fiyatları için bölgemizde yaşanacak gelişmeler belirleyici olacak.

“Peki hocam bu revizyon finansal piyasalara nasıl yansıyacak? OVP revizyonu açıklanınca piyasa bunu çok iyimser karşıladı.”

Gerçekçi olalım ve Rusya sıkıntısını da dikkate alarak analiz yapalım: Piyasa MB’nı faiz yükseltmeye dolayısıyla döviz kurlarını düşürmeye zorluyor. Diğer taraftan da bu revizyonu alkışlıyor. Bu büyük çelişki: Rusya sıkıntısı ortada iken ihracatın ithalattan daha fazla artması ve bu şekilde cari açık hedefinin tutturulması; değerli Türk Lirası yani düşük kur ile mümkün mü?

Piyasa FED’in her faiz artırımı karşısında MB’dan faiz artırması için baskı yapıyor. FED’in bu yıl en az üç kez faiz artırımı yapacağı tahmin edilirken; piyasa acaba MB’nın kendilerini dinlemesi halinde faizlerin hangi platoya yükseleceğinin farkında mı?

Finans kesiminin yüzde 90’ını bankacılık kesimi oluşturuyor. Kaynakları genelde kısa vadeli. Kredilerinde ise vade daha uzun. Topladıkları mevduat 1.3 trilyon TL iken; verdikleri krediler 1.5 trilyon TL’ye ulaşmış. İstedikleri faiz yükselişinin bankalar üzerindeki etkisini piyasa acaba düşünüyor mu? Daha da yükselecek kredi faizlerinin kredi kullanan firmaların nakit akışlarını nasıl bozacağını acaba tartışıyor mu?

Kısaca, iki arada bir derede kaldık. Fed faiz artırımına yüksek kredi portföyü ile yakalandık. Faizi artırmak çok zor. İhracat yapmak, ithalatı da kısmak zorundayız. Bu nedenle de “düşük kur, yüksek faiz” isteyemeyiz.

“Haklısın Hocam dalgalı kurda dikkatli olacağız. Bu riski ya almayacağız ya da riski nasıl yöneteceğimizi öğreneceğiz.” 


* Uzun yıllar İstanbul Üniversitesi'nde görev yapan Prof Dr. Sadi Uzunoğlu, 2005'ten bu yana Trakya Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Bölüm Başkanlığı görevini yürütmektedir.

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yukarı

Business HT×