BIST 100 93.616 % 0,34
USD/TRY 5,3441 % -0,09
EUR/TRY 6,1063 % 0,50
Piyasalar
93.616
% 0,34
5,3442
% -0,09
6,1026
% 0,50
1,1417
% 0,74
20,19
0,23
1.221,85
% 0,70
66,71
% 0,14
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Geçtiğimiz çeyrekte İran ve Küba gibi küresel siyasette yıllardır büyük gerilim yaratan sorunlar çözülürken, Avrupa'nın kapılarında büyüyen mülteci dramı kriz boyutlarına ulaştı

Dünya siyasetinde oyunun seyrini değiştiren çeyrek
ÖZGE ÖZDEMİR 30 09 2015, 11:25

Küresel ekonominin çalkantılarla sarsıldığı üçüncü çeyrekte, siyasi kanatta da on yıllardır süren bazı sorunlar çözülürken, önümüzdeki dönemde de oyunun kurallarını değişitirebilecek pek çok gelişme yaşandı.

İRAN'LA NÜKLEER ANTLAŞMA

İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi olan ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya'nın yanı sıra Almanya arasında yürütülen diplomasi trafiği sonunda meyvesini verdi.

İki hafta süren müzakereler, tespit edilen tarihin dört kere aşılması ve geceler boyunca devam eden tartışmalar sonucunda İran ve altı dünya gücü Temmuz'da anlaşmaya vardı.

Anlaşmaya göre İran, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu müfettişlerinin askeri tesisleri de dahil olmak üzere nükleer tesislerini ziyaret etmesine izin verecek. Bu ziyaretler, İran ve dünya güçlerinin danışmanlığında gerçekleştirilecek.

İran'ın geçmiş askeri nükleer faaliyetlerini açıklamakta göstereceği istek, yaptırımların kaldırılmasında da etkili olacak. Analşamaya göre İran, 2015 sonuna kadar BM'ye geçmişindeki şüpheli faaliyetleri açıklayacak.

Ancak İran'ın anlaşmaya uymaması takdirde yaptırımlar tekrar uygulamaya konacak. BM'nin İran'a uyguladığı silah ambargosu ise beş yıl daha devam edecek.

ABD’de Başkan Obama’nın anlaşmanın kabul edilmesi için gereken senatör sayısına ulaşmasıyla anlaşmanın yürürlüğe girmesine artık kesin gözüyle bakılıyor.

Bu anlaşmanın IŞİD ile mücadele, petrol fiyatları ve dünya ticareti gibi birçok alanda çok önemli etkilerinin olması bekleniyor.

SYRIZA ZAFERİ VE AVRUPA'YA YANSIMASI

Yunanistan'da Radikal sol koalisyon SYRIZA’nın 5 Temmuz’da referandumda “hayır” zaferini elde etmesi, bu karara rağmen kreditörlerle daha ağır koşullar altında bir anlaşmaya varmasıyla SYRIZA’da kan kayıplarının yaşanması ve buna rağmen Alexis Tsipras’ın son seçimden yine zaferle çıkması, daha uzun bir süre Avrupa’da sol politikaları konuşacağımızı gösteriyor. Özellikle 4 Ekim’de Portekiz’de genel seçimlerin düzenlenecek olması, sol dalganın Portekiz’de ne kadar güçlenmiş olacağını gösterecek.

Aralık ayında İspanya’da düzenlenecek genel seçimlerde ise özellikle radikal sol Podemos’un ne yapacağı çok önemli olacak. Ana akım İspanya Sosyalist İşçi Partisi’nin merkez sağ Halk Partisi’ni geçmesi de bir diğer ihtimal. Çok büyük ihtimalle İspanya tarihinde ilk defa ikili partiden oluşan parlamento sistemi değişecek ve ilk defa bir koalisyon kurulucak.

MÜLTECİ KRİZİ

Suriye’de devam eden iç savaş, Afrika kıtasındaki diktatörlükler ile Afganistan ve Pakistan gibi güvenlik sorunu olan ülkelerden kaçış, Akdeniz’deki mülteci krizinin büyümesine ve II. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan en büyük insanlık dramının oluşmasına neden oldu. Özellikle Avrupa sınırlarına dayanan mültecilerle Avrupa ülkelerinin arasında yeni bir krizin oluşmasına yol açtı.

Almanya’nın ardından pek çokAvrupa ülkesi teker teker Schengen uygulamasını askıya aldıklarını ve sınır kontrolllerine başladıklarını duyurdu.

AB’nin yeni üyeleri kota sistemine en çok direnen ülkeler olarak ortaya çıktı. Bu ülkelere, birlik içinde ekonomik olarak yardım almaktan çekinmezken ellerini taşın altına koymadıkları eleştirisi getiriliyor.

Göçmenlerin ülkelerin demografik yapılarını hangi ölçüde değiştireceği, bu durumun ekonomik büyümeye nasıl yansıyacağı, ülkelere ekonomik bir yük mü getirecekleri yoksa OECD’nin dediği gibi istihdama katkı mı sağlayacakları gibi sorular hala tartışılırken, bütün bu denklem içinde 2 milyon mülteciyi barındıran Türkiye’nin ekonomik yükünün nasıl paylaşılacağı büyük merak konusu.

II. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan bu en büyük insanlık dramının gerekçesi ise iç savaşlar ve çatışmalar. Dünya liderleri uzun bir süre daha bölgedeki jeopolitik riskler devam ederken göçmen akınıyla baş etmenin yollarını arayacak gibi gözüküyor.

IŞİD İLE MÜCADE VE SURİYE İÇ SAVAŞI

IŞİD’in Türkiye’ye saldırı düzenlemesi, koalisyon güçlerinin IŞİD’e saldırılarına devam etmesi bir yandan da rejimin muhalifler karşısındaki kayıpları tabloyu iyice karmaşıklaştırıyor. Bir yanda Rusya, Suriye’deki askeri varlığını artırırken bölgedeki Sünni blok ve İsrail, İran destekli Hizbullah’ın Suriye rejimine verdiği destekten rahatsız. Türkiye’nin İncirlik üssünü açması, ABD öncülüğündeli koalisyon güçlerinin IŞİD’e saldırıları bir tarafta dururken diğer yanda Suriye-İran-Rusya işbirliği güç çekişmesinin büyümesine yol açıyor. Bu konuyla ilgili ileride bizi bekleyen sorular: Esad masaya oturmadan çözüm gelir mi? Koalisyon güçlerinin hava saldırıları IŞİD’e zarar veriyor mu? Bölgedeki Kürtlerin duruşu resmi nasıl etkiliyor? Bu güç çekişmesi hangi jeopolitik risklere işaret ediyor?

RUSYA-UKRAYNA KRİZİ 

İki taraf arasındaki ateşkese rağmen Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki askeri varlığını artırmaya devam ettiği iddia ediliyor. Bölgedeki çekişme hem siyasi istikrar açısından bölgeyi hem de ekonomik açıdan enerji rotalarını etkiliyor. Aynı zamanda iki tarafın birbirine uyguladığı yaptırımlar, Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların devam etmesi, ticaret anlaşmalarının zorda olması iki ülkeyi de ekonomik olarak iyice dibe çekiyor.

GÜNEY ÇİN DENİZİ

Bu çekişmenin iki tarafı olan dünya devleri ABD ve Çin’in Güney Çin Denizi’nde karşı karşıya gelmesi dünyanın güç dengesinde önemli bir alan...

Çin’in hak iddia ettiği Güney Çin Denizi’nde yapay ada inşa etmesiyle ilişkiler gerildi. ABD’nin bölgedeki müttefikleri Japonya, Singapur, Malezya, Hindistan, Vietnam ve Filipinler, Çin’in nüfuzunu artırmasına karşı çıkıyor.

Dünyadaki bütün ticari yük gemilerinin neredeyse yarısı, Güney Çin Denizi’nden geçiyor. Reuters’a göre bu, her yıl 4.58 trilyon euro’luk bir ticaret rotası demek. Güney Çin Denizi ayrıca petrol ve gaz rezervlerine sahip.

ABD-KÜBA 

Uzun zamandır yürütülen görüşmeler sonunda yeni bir dönemin başladığı ABD-Küba ilişkilerinde önemli bir adım atıldı ve ABD ile Küba karşılıklı olarak büyükelçiliklerini açtı.

Yaklaşık 50 yıl önce iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler kesilmiş, böylece temsilcilikler kapanmıştı.

Kapalı kapılar ardında başlayan görüşmeler sonucu yıllar sonra ilk defa iki ülkenin lideri bir araya geldi. ABD, Küba'yı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkardı. Ağır ambargolar altında ezilen Küba böylelikle ekonomik olarak derin bir nefes alacak. İki ülke arasında havayolları görüşmelerinin de başlaması, Küba ile Batı arasında gelişecek ekonomik ilişkilere işaret ediyor.

Yukarı

Business HT×