PİYASALAR

Bankacıların kredi/mevduat korkusu

TL kredilerde kredi/mevduat rasyosu yüzde 147'ye çıktı. İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, bu durumun bankacılık sektörünün kapasitesini zorlamaya başladığını belirtiyor

Bankacılar, Kredi Garanti Fonu (KGF) etkisiyle son dönemde kredi/mevduat rasyosundaki yaşanan artışa ilişkin uyarıda bulundu.

Son dönemde KGF etkisiyle bankacılık sektöründe TL kredilerde kredi/mevduat rasyosu yüzde 147'ye çıktı. Kredilerin hızlı bir şekilde artmasından doğan fonlama ihtiyacı nedeniyle mevduat faizlerinde artışa gidilen bankacılık sektöründe söz konusu durumun ne ölçüde sürdürülebileceği tartışılıyor.

Forum İstanbul 2017'de BloombergHT'nin sorularını yanıtlayan bankacılar, yılbaşında yüzde 130'lar seviyesinden yüzde 147'lere çıkan TL kredi/mevduat rasyosundaki artışa karşılık uyarıda bulundu.

İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, kredi/mevduat rasyosunun bankacılık sektörünün kapasitesini zorlamaya başladığını söyledi.

Özince, "Mevduatı bir kenara bırakacak ve kredilerin toplam banka bilançoları içindeki oranına bakacak olursak bankacılık sektörümüz mevcut bilanço büyüklüklerinde yeterince kredi vermiş durumda. Peki ilave kredi vermeyecek mi? Tabiiki verilecek ama bunun için bankacılık sektörünün dış kaynak ve özkaynak unsurlarını desteklemesi gerekecek. Enflasyonun ortaya çıktığı bu ortamda mevduatın biraz daha faiz oranları yükselerek cazibe kazanması gerekecek" diye konuştu.

İŞ BANKASI/ÖZİNCE: 'SORUNLU KREDİLER YÜZDE 100 ARTSA BİLE...'

"FAİZ ORANLARINDAKİ ARTIŞ FEVKALADE ORANDA OLMAYACAK"

Mevduat faizlerindeki yükselişin kredi faizlerine ne ölçüde yansıyacağı sorusuna ise Özince "Faiz oranlarındaki yükselişlerin fevkalede oranlarda olmayacağı kesin. Gerek mevduat gerekse kredi faizindeki yükselişin ülkemiz ekonomisini olumsuz etkileyecek boyutlarda olacağını düşünmüyorum. Önceki dönemlerde yaşadığımız gibi faiz oranlarının fırlayacağı ve bunun da bireyleri tehdit edeceği bir durum mevzu bahis değil. Bunlar piyasa koşullarında düzenlemelerdir. Enflasyonun bu konuda en belli başlı gösterge olduğu muhakkak" açıklamasında bulundu.

Bankacılığın hisse performansının döviz bazında fevkalade olmadığını kaydeden Özince, "Özkaynak getirisi de, DİBS ile kıyaslandığında çok yüksek değil. Banka karları basın tarafından çok yanlış değerlendiriliyor. Aslında bankaların ne kadar sermaye bağladığına bakılırsa provakatif değerlendirmeler yapılmaz" açıklamasında bulundu.

Sorunlu kredilerdeki artışın yönetilebilir olduğuna dikkat çeken İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu konuda sıkıntısı olanlar eğer banka hissedarı olan kişilerse biz zaten o hissedarlara bu konuları ayrıntısıyla açıklıyoruz. Açıklayabildiğimiz için de borsada hisselerimizi almaya devam ediyorlar. Türkiye'de biz her riski idare edebiliriz, bize hiçbir şey etki etmez diye bir şey yok. Önce ekonomimiz sonra da ülkemizde siyasi istikrar tam olmalıdır. Bunlar sağlanamadığı takdirde bankacılık sektörünün aktif kalitesinde kötüleşme de olabilir, karlılıklar da bozulabilir, keza reel sektörde de aynı şeyler olabilir. Bankacılık sektörü, ekonominin kalbi bir sektör olduğu için aktif kalitesiyle ilgili konularda özenli davranılması lazım. Bankalar bu konuyu başarıyla yönetiyorlar, sıkıntı olduğunu görmedim fakat olmaz anlamında da konuşmuyorum."

"KREDİ/MEVDUAT RASYOSUNUN YÜZDE 120'Yİ GEÇMESİ RİSK İŞARETİDİR"

Burgan Bank Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erten ise, kredi/mevduat rasyosunun çok yüksek olduğunu kaydederek "Sürdürülebilir ama bir müddet sonra bir tedbir alınması lazım ya mevduat bazımınızın büyümesi yani tasarrufların artması ve bunun mevduata dönüşmesi gerekecek ya da başka kaynaklardan bankacılık bilançolarına giriş olacak ve onlarla bu krediler fonlanacak. Çünkü ideal rasyonun yüzde 100'ü geçtiği veya yüzde 120'yi geçtikten sonraki kısmı bir risk işaretidir ve  hiçbir bankacı o alanda kendini çok rahat hissetmez. Dolayısıyla, bir zaman içinde kredileri belki geri çekmeye başlayacağız ve biraz daha küçülmeye gideceğiz veya kaynaklarımızı zorlayacağız oradaki imkanları genişleterek bu rasyoyu makul seviyelere getirmemiz lazım" değerlendirmesinde bulundu.

BANKALAR BİRLİĞİ BAŞKANI'NDAN REKORA KOŞAN KREDİ TALEBİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA

"MALİYETLERİN KREDİ FİYATLARINA YANSIMAMASI MÜMKÜN DEĞİL"

'Mevduat faizlerinde artışın kredi faizlerine yansıdığını görecek miyiz?' sorusunu ise Erten şöyle yanıtladı: "Bankacılık sektörünün kaynaklarının yaklaşık yüzde 50 ile 60 arası dönem dönem değişen bir orandır bu ama mevduattan düşüyor. Dolayısıyla, oluşan maliyetlerin yine bankacılık sektörünün bilançosunun yüzde 80'ine neredeyse yaklaşan kredi fiyatlarına yansımaması uzun vadede mümkün değil. Bir müddet sonra bu dengelenme olacaktır ama bu birebir mi olur farklı bir oranda mı olur şimdiden bir şey söylemem mümkün değil. Bizde fiyatlamalar yaparken tabiiki beklenen getirileri sağlayacak bankanın sürdürülebilir bir karlılık seviyesini sağlayacak fiyatlandırmaları yapıyoruz ama öbür taraftan müşterimizin açısından da ona imkanlarını kullandığı zaman yatırımını veya ihtiyacını görebileceği bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Zor bir denge ama kaynak maliyeti de yükselirse kredilere de bu yansır."

Sektörde sorunlu krediler oranının yüzde 4'ün üzerine çıkmasını kısa vadeden öngörmediğini kaydeden Erten, zaman içinde yüzde 4'ün aşılabileceğini söyledi.

Erten sözlerini şöyle sürdürdü: "Son iki senedir gerek ekonominin genel büyüme trendlerindeki yavaşlama gerekse bazı sektörlerin o sektörün kontrolü dışında gelen gelişmeler nedeniyle karşı karşıya bulunduğu sıkıntıları çözmek için hem BDDK'nin sağladığı imkanlar hem de Kredi Garanti Fonu benzeri imkanları kullanarak hem de kendi sorumluluğumuzu bunun içine dahil ederek bu sektörlerde yeniden yapılandırmayı ve sektörlerin can suyunu sürdürmeye devam etmektir. verilen ek sürelerde umuyorum ki bu belirgin sektörlerde kendi özellerinde normalleşirler ki borçlarını servis edebilecek, kredilerinin gelen taksitlerinin faizlerini ödeyebilecek seviyeye gelsinler. Bu sağlanırsa bizim batık kredi oranlarında değişiklik veya kayda değer değişiklik olmaz ama burada beklenen normalleşme gecikirse veya bazı sektörlerde sıkıntılar daha uzun bir vadeyi gerektirirse bir miktar büyüme batık kredi oranlarında tahsil gecikmiş alacaklarda ortaya çıkabilir. Fakat yüzde 4'de yaşanması imkansız bir oran değildir.