BIST 100 91.801 % -0,46
USD/TRY 5,3621 % -0,06
EUR/TRY 6,0713 % -0,12
Piyasalar
91.801
% -0,46
5,3621
% -0,06
6,0713
% -0,12
1,1317
% 0,00
21,37
0,00
1.243,25
% 0,00
60,56
% 0,98
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

"Güzellik abidesi"

Fatih Altaylı Jaguar’ın en önemli işaretlerinden biri olan F-Type’ı yazdı

Fatih Altaylı Jaguar’ın en önemli işaretlerinden biri olan F-Type’ı yazdı
FATİH ALTAYLI- HABERTURK.COM 06 09 2015, 13:17

Genel kanaatimi soracak olursanız, F-Type şahane bir otomobil. Cuma akşamı yaz bekârları olarak yemeğe giderken yanımda oturan bir arkadaşım, “Ulan hastası oldum. Bundan bir tane alayım” dedi. Ben bu yazıyı yazarken o büyük ihtimalle sipariş veriyordur. Bir başka arkadaşımın eşi ise “Bana 45. yaş günü hediyesi olarak bundan alırsan seninle bir 25 yıl daha evli kalırım” diye kocasına takıldı. Tabii bu olumlu mu etki yapacak olumsuz mu bilmiyorum:)))

4 versiyonu var. En pahalısı 180, en ucuzu ise 160 bin Euro civarında. Ucuz mu? Değil. Ama benzerlerinin veya aynı keyfi verebilecek otomobillerin en ucuzunun yarı fiyatına.

GELENEĞİNE ÇOK YAKIŞAN VE MODERN BİR OTOMOBİL

Bilmem bilir misiniz, Jaguar aslında bir otomobil üreticisi olarak yola çıkmadı. 

Kuruluşundaki maksat, motosikletler için “sepet” denilen yandaki yolcu taşıma araçları üreticisiydi. 1945 yılına kadar da böyle devam etti. 1945’te Jaguar adını alıp otomobil karoseri üretmeye başladı. 

Ve o tarihten itibaren de muhteşem otomobiller üretti. Artık birer efsane olan 1940 ve 50’lerde XK 120, 140 ve 150’leri, 1950’lerin sonundan 1960’ların sonuna kadar bir güzellik abidesi olan Mark II’leri, 1960’ların başından 1974’e kadar dünyanın gelmiş geçmiş en güzel otomobili diyebileceğim E-Type’ları, 1960’ların ortasından 1980’lerin sonuna kadar güzelliğini koruyan XJ serisi otomobilleri ve arada az sayıda ama pek çok “benzersiz” yarış ve yol otomobili üretti. Ve tümü hâlâ koleksiyonerlerin gözdesi, “yürütülmelerindeki” büyük güçlüğe rağmen hâlâ çok aranıyor ve çok değer kazanıyorlar. Fakat bana göre 1990’ların başıyla birlikte Jaguar çökmeye başladı. 

Şahane spor otomobil XJ 220 ile şöyle biraz silkinse de, yeni Jaguarlar özellikle de XJ serisinin 1987’den sonra çıkan versiyonları, Jaguar severleri memnun etmemeye ve kalite sorunlarının görmezden gelinmesini sağlayacak güzelliği sergilememeye başladı.

Oysa Jaguarlar “huysuz ve güzel kadın”lar gibiydi.

Güzellikleri huysuzluklarının göz ardı edilmesini sağlıyor, aşkın gözünü kör ediyordu. Ancak artık eski güzellikten eser yoktu.

Marka XK serisini tekrar canlandırarak yeniden kafasını kaldırmayı denedi. Gerçekten de 1996 yılında üretimine başlanan yeni XK8’ler çok güzel otomobillerdi, ama Jaguar yeni XK’ların 2. versiyonunda yine çuvalladı ve Hyundai Coupe’ye benzettiği kasayla dibe vurdu.

Sonuç kaçınılmazdı. Jaguar battı. Ve bundan 7 yıl önce Hintli Tata, Jaguar’ı satın aldı. Yeniden doğuşun ilk işareti, Aston Martin’den transfer edilen baştasarımcı Ian Callum’un çizdiği yeni XJ serisiydi. 

Alışıldık Jaguar çizgisinin çok dışında ama çok güzel bir otomobildi. 

2 litreden 5 litreye kadar motor seçenekleri olan ve Jaguar’ı Mercedes S, BMW 7, Audi 8 gibi makam otomobillerinin arasına yeniden sokan otomobil oldu. Jaguar küllerinden doğuyordu. İşte küllerinden doğan markanın en önemli işaretlerinden biri, bugün size anlatacağım F-Type. 

Marka, bu modeline geleneklerine bağlı kalarak F-Type demiş ama bana göre bu modelin adı “Phoenix” olmalıydı. F-Type, hem Jaguar geleneklerine bağlı hem de modern bir otomobilin ete kemiğe bürünmüş hali.

Dizaynır Ian Callum’un bildik hatları çok belirgin. Bana göre tam bir güzellik abidesi. F-Type’ın hem coupe, hem de kabriyole versiyonları var ve her ikisi de aynı güzellikte. 

Kapı kolları ise gövdenin içine gömülü. Siz uzaktan kumandanın açma düğmesine bastığınız anda çıkıyorlar, siz otomobile binince tekrar yerlerine giriyorlar. Otomobilin en çarpıcı yönü, bence stop lambalarındaki şıklık. 

Maserati’nin 3200 GT’sinin ilk çıktığında sahip olduğu bumerang şeklindeki led stoplarından bu yana gördüğüm en şık arka lambalar diyebilirim.

Otomobilin dış güzelliği zaten fotoğrafta görüldüğü için çok fazla anlatmaya gerek yok. Sadece şunu hatırlatayım: Otomobili isterseniz metal tavan, isterseniz cam tavan, isterseniz karbon fiber tavan olarak seçebilirsiniz. Gerçekten de Jaguar F-Type, Jaguar geleneğine çok yakışan, çok güzel ve çok keyifli bir otomobil olmuş.

VİRAJLARDA BAŞARILI SESİ TAM KIVAMINDA  

İçine bindiğiniz zaman ise şahane bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Açık konuşmak gerekirse otomobilin içinde de Aston Martin efekti devam ediyor.

Detaylar dışında F-Type’ın içindeki hava ile Aston Martin Vantage’ın içindeki hava aynı. F-Type, Aston Martin’e göre bence biraz daha modern. Kalite ise şahane. 

Deri, metal ve karbon fiber kullanımı ile uyumu kusursuz. Vites kolu BMW ile çok benzer. Gösterge paneli analog ile dijitalin şık bir bileşimi. Ancak gösterge tablosundaki mavimsi detaylar otomobile hafif bir “Uzakdoğu” havası vermiş ki, benim çok hoşuma gitmedi. Fakat bakır rengi çalıştırma butonu ve çekiş kontrol düğmeleri aşırı şık. Ortada çok işlevli bir multimedya ekranı var. Buna 770 vat gücündeki 12 hoparlörlü muazzam ses sistemi de dahil. 

Tabii tüm bu anlattıklarım detay, asıl senfoni otomobilin çalıştırma düğmesine bastığınız anda başlıyor. 6 silindirli, 380 beygir gücündeki motor, şahane bir hırıltıyla çalışmaya başlıyor. Otomobil Aston Martin’den biraz daha fazla, Ferrari’den ise hayli daha az egzoz sesi çıkarıyor. Ancak ses her ikisinden de güzel. Tam İngiliz. Akşamları birkaç kadeh viski ve bir-iki puro içen bir İngiliz beyefendisinin sesi gibi, genizden gelen, hafif boğuk, oturaklı bir ses. 

Ferrari’nin o İtalyan cayırtısına benzemiyor. (Onu da çok severim ama şehir içinde insanı biraz utandırır.) 

Ve start. Çekiş kontrolünü “kalkış” moduna getirip gaza yüklendiğiniz anda otomobil kıçını hafif savurarak ama kontrollü bir şekilde fırlıyor.

Hızlanma değeri süper değil, 100 kms hıza 5.3 saniyede çıkıyor ama verdiği hissiyat daha hızlıymış gibi. Çok güzel bir sesle yola yapışıyor ve virajları şahane alıyor. Aston Martin’den kesinlikle daha iyi, Porsche’den ise biraz daha kötü. Ancak içindeki hissiyat Porsche’nin verdiği histen daha keyifli. 

Otomobil 100 kms’yi aştığı anda arka tarafta bir kanat yükselmeye başlıyor. Bu da 911 Porsche’lerden esinlenme. 

Yukarı

Business HT×