BIST 100 93.616 % 0,34
USD/TRY 5,3520 % 0,06
EUR/TRY 6,1069 % 0,57
Piyasalar
93.616
% 0,34
5,3520
% 0,07
6,1074
% 0,58
1,1407
% 0,65
20,19
0,23
1.220,82
% 0,61
67,94
% 1,98
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

3 milyar dolarlık ABD 'lobisinde' Türkiye

Amerika’da siyasi temel taşlarından 3 milyar dolarlık lobicilik dünyasında Türkiye de önemli oyunculardan

Amerikan lobiciliği ve Türkiye
DİLARA SARI 03 10 2017, 11:18

Amerikan siyasi düzeninin önemli oyun kurucularından lobicilik geleneği iş dünyasına yakınlığıyla bilinen Amerikan Başkanı Donald Trump’ın tartışmalı kararlarıyla yeniden gündemde.

Her yıl onlarca çıkar grubu, yabancı ülke hükümeti ve büyük şirket, Amerikan hükümetinin vereceği kararları kendi istedikleri yöne çekebilmek için yarışıyor. Center for Responsive Politics (CRP) verilerine göre 2016 yılında Amerika’da lobicilik için harcanan toplam para 3,15 milyar dolar.

Kayıtlara göre 2016 yılında 11 binin üzerinde lobi aktif olarak çalışmış. 2017’nin ilk 8 ayı sonunda bu rakam henüz 10 bin 461; bu dönemde lobicilik için harcanan para ise 1,67 milyar dolar.

Lobicilik faaliyetleri bilgi toplama, raporlama, önemli figürlere erişim sağlama, bağış toplama ve benzeri birçok farklı aktiviteyi içerebiliyor. Federal bütçe, vergiler ve sağlık sektörü ABD lobilerinin çalışma yaptıkları alanların başında geliyor.

TÜRKİYE'NİN ABD'DEKİ LOBİCİLİK FAALİYETLERİ 

Lobicilik sadece yurt içi oyuncuların değil, yabancı ülkelerin de ABD hükümetini etkilemek için kullandıkları bir yöntem. Ancak yabancı ülkeler ya da yabancı vatandaşlar çıkarına yapılan lobicilik aktivitelerinin “Yabancı Temsilci Kayıt Yasası” altında Amerikan devlet mecralarına bildirilme zorunluluğu var.

Özellikle 2008-2009 yıllarında lobicilik faaliyetlerine ağırlık veren Türkiye, Washington’ın önemli lobi topluluklarından. CRP’nin “Yabancı Lobi Takibi” kayıtlarına bakıldığında Türkiye hükümetinin son aylarda yaptığı çalışmaların çoğu Fethullah Gülen okullarıyla ilgili. Eylül ayında Amsterdam&Partners hukuk şirketi aracılığıyla; Temmuz ayında da Advanced Advocacy lobi kuruluşu üzerinden Gülen okulları karşıtı çeşitli bilgilendirmelere gidilmiş. Tarihlerde geriye gidildikçe Türk hükümetinin Greenberg Taurig, Ballad Partners, 5W Public Relations gibi hukuk ve PR şirketleriyle yapılan lobicilik anlaşmalarına ulaşmak da mümkün.

Birçok ülkenin ABD kararları üzerinde etki bırakmak amacıyla sürdürdüğü lobicilik aktiviteleri resmi kayıtlar altında devam etse de, toplum nazarında halen tartışmalı bir süreç. Türkiye’nin lobicilik faaliyetleri de geçtiğimiz aylarda benzer bir tartışmanın manşetlerinde yer aldı. Kısa süreli ulusal güvenlik danışmanı görevinden Rus bağlantıları sebebiyle istifaya zorlanan Michael Flynn’in başkanlık yarışı süresince Türk işadamı Ekim Alptekin ve şirketi Inovo adına yürüttüğü lobicilik faaliyetlerinin ortaya çıkmasıyla soruşturma daha da karmaşık bir hal aldı.

The New York Times’a göre Flynn ve avukatları devam eden lobicilik aktivitelerini kayıt ettirip ettirmemeleri gerektiğini başkanlık yemini öncesi Trump ekibi avukatlarına danışmış, ancak yeterli netlikle bir cevap alamamıştı. Bu dönemde Trump’a olan yakınlığıyla bilinen Flynn’in aynı zamanda yabancı bir ülke adına lobicilik yapmış olması zaten tepki çeken lobicilik geleneğini yeniden tartışmaya açtı.

Amerika’da lobicilik aktivitelerinde bulunan Türk toplulukları arasında özel şirketlerin dışında iş konseyleri, sektör grupları ve kültürel organizasyonlar da mevcut.

LOBİCİLİK NEREDEN GELİYOR?

Peki lobicilik korkulduğu kadar etkili bir yöntem mi? Doğru anlarda doğru etkileşimler sağlanırsa lobiciliğin kuvvetli bir politik araç olduğu inkar edilemez bir gerçek. 

Trump hükümetinin verdiği ilk kararlardan olan Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararının arkasındaki asıl sebebin petrol ve gaz endüstrisinin etkili lobicilik faaliyetleri olduğu öne çıkan teorilerdendi. 2016 yılında petrol ve gaz şirketleri ve kuruluşlarından lobicilik için harcanan toplam para 110 milyon dolardan fazla. Bunun yanı sıra petrol ve gaz endüstrisinden sadece Trump’a gelen bağış 910 bin dolar.

“Lobbying America: The Politics of Business from Nixon to NAFTA” isimli kitabın yazarı ABD’li akademisyen Ben Waterhouse BusinessHT'ye verdiği mülakatta “lobicilik” kavramının Amerikan devlet geleneğinin kuruluş sebeplerinden biri olduğunu belirtti. İngiliz devlet makamlarının dikkatini çekemeyen Amerikan kolonileri, yeni Amerikan anayasasında din ve düşünce özgürlüğü gibi temel hakların yanına “devlete dilekçe” hakkını da eklemişler.

 

Lobicilik bugün bildiğimiz haliyle 19. yılın sonlarında şekilleniyor. Ekonomik gelişmenin ve iş ilişkilerinin devlet önceliği kazandığı bu dönem ticaret odaları ve meslek birlikleri gibi çıkar gruplarının artışına tanıklık ediyor. 1920’leri takiben artan lobicilik eylemlerinden doğan yozlaşma tehlikesi Amerikan politik çevrelerinin lobiciliği daha görünür kılma çabalarına sebep oluyor.

Peki Amerikan devlet sisteminde lobiciliğe olan ihtiyaç nereden geliyor? Waterhouse bunun bürokratik çıkmazlardan dolayı olduğu görüşünde. “Sadece 435 Kongre üyesi ve 100 senatör var. Bunların çalışan kadro ve bütçeleri yetersiz: Çoğu Kongre üyesi oy kullanmak zorunda oldukları konular hakkında onları bilgilendirecek uzman bireylere bütçe ayıramayacak durumda—bu konular enerji politikalarından, sağlık reformlarına ya da dış ilişkilere kadar uzanabiliyor. Bu sebepten hükümetin yürütme kolu altında çalışan kişiler ve Kongre üyeleri veri, analiz ve perspektif için lobicilere güveniyor.”

BİREYSEL LOBİCİLİK VE BAĞIŞ

Amerikan lobiciliğinin geçirdiği en önemli değişikliğin 1980’lerde gerçekleştiğini söyleyen Waterhouse ekliyor, “1980’lerde güç odağı organize çıkar gruplarından çıkıp, daha bölünmüş, bireysel lobicilere döndü.”

Bunun yanında Waterhouse’ın “kiralık tabanca” olarak tanımladığı, dış kaynaklara kaydırılan lobicilik aktiviteleri de mevcut. Bunlar büyük odalar, iş ve meslek birlikleri gibi belli çıkarlar doğrusunda hareket etmeyen, müşterilerinin istedikleri herhangi bir konuda araştırma ve nüfuz sağlayan lobicilik ve hukuk şirketleri.

 

Yine  günümüz lobiciliğinin önemli trendlerinden biri de politikacılar için toplanan bağışlar. Birçok lobi grubu araştırma ve erişimin yanı sıra fon toplamakla ve bu fonların doğru isimlere aktarılmasıyla ilgileniyor.

ABD’de hem Kongre üye seçimleri, hem başkanlık yarışlarında harcanan bütçelerin sürekli artması bağış kavramını Amerikan siyasetinin önemli bir parçası haline getirdi. Waterhouse durumu şöyle açıklıyor: “Lobiciler çoğunlukla bağış ‘paketçisi’ olarak çalışıyorlar; yani birçok benzer fikir sahibi bireysel bağışçıları bir araya getirip, çok yüklü miktarda bağış koordine edebiliyorlar. Böylece herhangi bir şirket doğrudan bağış yapmış gibi gözükmese de beraber çalıştığı lobiciler birçok bireysel bağışçıyı o şirketin de araksında olduğu bir amaç için toparlayabiliyorlar.” 

Yukarı

Business HT×