BIST 100 90.311 % -0,24
USD/TRY 5,3746 % 0,14
EUR/TRY 6,1014 % 0,22
Piyasalar
90.290
% -0,26
5,3745
% 0,15
6,1004
% 0,22
1,1343
% 0,35
21,23
-0,12
1.240,19
% 0,09
61,12
% 1,39
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Üç maddede herkesin aklındaki soru: Neden Fransa?

Uzmanlara göre Fransa'nın son 18 ayda yedi saldırıya hedef olmasının ardında yatan üç temel neden IŞİD'e karşı savaşı desteklemesi, azınlık sorunları ve sömürgeci geçmişi

Üç maddede herkesin aklındaki soru: Neden Fransa?
BUSINESSHT 15 07 2016, 16:55

"Artık terör tehdidiyle yaşamak zorundayız."

Bu kabulleniş, Nice'te 80'den fazla insanın yaşamını yitirdiği saldırının ardından açıklama yapan Fransa Başbakanı Manuel Valls'a ait.

Ocak 2015'te Charlie Hebdo dergisine düzenlenen ilk büyük saldırıdan sonra teröre karşı kol kola sokaklara çıkan Fransa halkında, son 18 ayda art arda gelen saldırılarla korku, ümitsizlik ve kabulleniş giderek daha baskın hâle geliyor. Bir yanda İçişleri Bakanı'nınki gibi "Savaştayız" nidaları kuvvetlenirken, diğer yanda farklı kültür ve dinlere önyargı giderek büyüyor.

Uzmanlara göre temeli 18'nci yüzyılda atılan "demokrasinin kalesi modern Fransa'nın" bir buçuk yıldır hedefte olmasının farklı nedenleri var. 

1. IŞİD'LE MÜCADELEYE DESTEK VERMESİ

Fransa, silahlı örgüt IŞİD'in güç kazandığı 2014'ten bu yana IŞİD'le mücadelede en etkin ülkelerden biri. Uluslararası koalisyonun Eylül 2015'te başlattığı Suriye'ye yönelik operasyonun en aktif aktörlerinden Fransa, hava saldırılarıyla IŞİD'in başkent kabul ettiği Rakka'yı  bombalamasının yanısıra mücadeleye denizden de destek veriyor. Charles de Gaulle uçak gemisinin de içinde olduğu bir deniz savaş filosu sonbaharda Akdeniz'de olacak.

"IŞİD Kıyameti" adlı kitabın yazarı Will McCants, Kasım'da 130 kişinin ölümüyle sonuçlanan Paris saldırıları sonrası Business Insider'a verdiği röportajda örgütün, Fransa'yı IŞİD'e yönelik saldırıları durdurması konusunda uyardığını söylemişti.

McCants, IŞİD'in "Bizim hatlarımızı bombalamaya devam ederseniz, karşılığını misliyle göreceksiniz. Terk edin yoksa daha çok vatandaşınız ölecek" mesajını verdiğini belirtmişti.

"IŞİD'in en büyük düşmanı ABD" diyen McCant'a göre ABD'nin uzak olması, IŞİD'in emellerini gerçekleştirmesini zorlaştırıyor.

Paris'i "Fuhuşun başkenti" olarak niteleyen IŞİD de daha önce yaptığı açıklamada "Fransa ve Fransa'nın yolundan giden tüm ülkelerin IŞİD'in ölüm listesinin en üst sıralarında yer aldığını" duyurmuştu.

Kasım 2015'te kalaşnikoflarla Bataclan Konser Salonu'na düzenlenen saldırının görgü tanıklarından biri The New York Times'a verdiği röportajda saldırganların "Bu olanların nedeni Hollande'ın tüm dünyada Müslümanlara yaptıklarıdır" diye bağiırdığını söylemişti. 

2. TANSİYONUN DÜŞMEDİĞİ BANLİYÖLER

Fransa, Kuzey Afrika'daki sömürgeci geçmişi nedeniyle en yoğun oranda farklı kültürel ve dinsel kesimlere sahip ülkelerden biri.  Pek çok Avrupa kentinde rastlanan gecekondu kültürü, Fransa'da daha özel bir durum alarak "banliyö" adıyla anılıyor. Bu tanım, gecekondu bölgelerinde yaşayan birçok kişi için aşağılayıcı bir söylem.  

Eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminden bu yana hükümetin banliyölere karşı aldığı sert tavır, nefreti körüklüyor. Radikal örgütlere biat etmiş kişiler, banliyölerde barınma, silahlanma gibi desteğe diğer ülkelere göre daha rahat ulaşıyor.

The New Yorker'ın eski Irak muhabiri George Packer, "Diğer Fransa" adlı makalesinde Fransa'nın banliyölerini "terörizmin kuluçkası" olarak tanımlamış, bu bölgelerin kentin hâkim normlarından uzak, polisin ve kanunun merkeze sokulmadığı bir yapıya sahip olduğunu vurgulamıştı.

Packer ayrıca, banliyöler içinde yer alan "sitelerin" (cités) savaş sonrası inşa edilen büyük betonarme yapılardan oluştuğunu, buralarda fakirliğin ve izolasyonun yüksek olduğunu ifade ediyor.

3. FRANSA'NIN SÖMÜRGECİ GEÇMİŞİ

Fransa, 19 ve 20'nci yüzyıllarda Britanya İmparatorluğu'ndan sonra en büyük ikinci sömürge devletiydi. 1900-1930 yılları arasında toprakları tüm dünyanın yüzde 9'una erişen ülkenin hemen hemen her kıtada bir sömürgesi vardı. Cezayir, Tunus, Fas başta olmak üzere Mali, Çad, Moritanya, Senegal, Fildişi Sahilleri, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Cibuti ve Madagaskar bu sömürgelerin yalnızca Afrika ayağında olanlardı.

Fransız devrimi sonrası "insan hakları", "özgürlük" ve "demokrasi" gibi kavramların kalesi olarak nitelendirilen Fransa, bu ülkelerdeki varlığını asla tam anlamıyla çekmedi. Bugün hâlâ  "terörle mücadele" kapsamında Afrika'nın birçok bölümünde radikal gruplarla savaşan yönetimlere askeri destek veren Fransa'nın Mali, Çad, Nijer ve Burkina Faso’da 3 bin askeri bulunuyor.

1830’da işgal ettiği Cezayir'den sekiz yıl süren kanlı savaş sonrası 1962'de çekilmiş olması, hatta Cezayir'in bağımsızlığını kazanması bile Fransa'nın işlediği savaş suçlarını unutturmadı. İtalyan yönetmen Gillo Pontecorvo’nun Cezayirlilere uygulanan işkenceyi anlatan "Cezayir Bağımsızlık Savaşı" adlı film 1966'da beş yıl süreyle yasaklandı.

Fransa'nın bu katliamı resmi olarak tanıması 40 yıl sürdü. Bugün Cezayir Savaşı okullarda fazla detaylandırılmadan anlatılıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası çok sayıda Kuzey Afrikalı Müslüman çalışmak için Fransa’ya gelirken kızgınlıklarını da beraberinde getirdiler. Fransız kentlerinin en yoksul semtlerine yerleştiler ve çoğunlukla merkezden soyutlandırlar.

Fransız hükümetinin kadınların toplum içinde burka ve peçe giymesini yasaklaması laiklik gerekçesi olarak gösterilse de hem ülkede İslamofobinin yüksek oldugu izlenimini destekliyor hem de "Demokratik Fransa" algısını sorgulatıyor.

Yukarı

Business HT×