BIST 100 99.677 % 1,76
USD/TRY 5,3409 % 0,34
EUR/TRY 6,0708 % 0,26
Piyasalar
99.677
% 1,76
5,3409
% 0,34
6,0708
% 0,26
1,1360
% -0,08
18,09
0,05
1.284,68
% -0,04
61,47
% -0,05
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Yeni kömür düzenlemeleri ne anlama geliyor?

Yeni enerji yasasının kömürün elektrik üretimindeki payını artırma politikaları çerçevesinde önemli bir adım olduğu belirtiliyor

Yeni kömür düzenlemeleri ne anlama geliyor?
BUSINESSHT 06 06 2016, 15:10

Mecliste kabul edilen yasayla beraber Türkiye için kömürde yeni bir dönem başlıyor. Yasayla birlikte hem vatandaşların hayatında hem de Türkiye'nin enerji üretim kompozisyonunda önemli değişikler olması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın, “Kılçıksız yatırım imkânı sunacağız” dediği yerli kömüre teşvik modeline göre, devlete satılacak elektrik ücretinin açık eksiltme ile azaltıldığı ihale yapılacak. Devlete en ucuz elektrik fiyatını teklif eden firmaya, tüm yasal izinleri hazır bir saha ücretsiz olarak teslim edilecek. Yatırımcı da burada kömürü çıkartıp elektrik üretimi yapacak.

Albayrak bu dönemde, Türkiye’nin birçok yerindeki kömür rezervini maksimum kullanma konusuna eğileceklerini belirterek, “Kömür sahaları yapılacak ihale ile devredilecek. Sahanın satılması değil, tahsisle 10-15 yıl o sahayı işletip en ucuz kim elektriği devlete verirse ona işletme hakkı verilecek” dedi.

Aslında yasa tasarısında kayıp-kaçak oranlarının faturalara yansıtılmasından Akkuyu Nükleer Santrali için uygulanacak muafiyetlere kadar pek çok düzenleme var.

Ancak Enerji IQ Genel Müdürü Emre Ertürk, kabul edilen yasadaki en önemli değişikliğin yerli kömür yatırımlarının düzenlenmesi ve iyileştirilmesiyle ilgili maddeler olduğunu söyledi.

Bu değişikliğin en büyük etkisinin elektrik faturalarında düşüş olması bekleniyor. Muhalefetten itirazlar olsa da hükümete göre, en düşük fiyattan elektrik satmayı kabul eden firma ihaleyi kazanacağı için, vatandaşa yansıyacak elektrik fiyatının da düşürülmesi planlanıyor.

Bunun yanında yatırım ortamının iyileştirilmesinin de sektörde önemli bir ivme yaratması bekleniyor.

Ertürk'ün verdiği bilgilere göre, TEİAŞ tarafından 30 Nisan itibariyle yayınlanan istatistikler Türkiye'de kurulu gücün 74.627 MW olduğunu gösteriyor. Bunun toplam gücün yüzde 13,2'sine denk gelen 9.850 MW'lık kısmı sadece linyit yakıtlı termik santrallerden karşılanıyor. 10 sene önce ise bu santrallerin kurulu gücü 8.200 MW'tı. Yani geçen 10 yıl içinde linyit santrallerinde kurulu güç sadece 1.600 MW artış gösterdi.

Ertürk'e göre Türkiye gibi 15 milyar tonun üzerinde rezervi olan bir ülke için bu artış hızı çok düşük.  

Daha önce linyit üretiminin payının artırılması için çeşitler yollar denendiğini ve kayda değer bir sonuç alınamadığını hatırlatan Ertürk, bu kanunun bugüne kadar yapılmış en kapsamlı düzenleme olduğunu, şimdi ise ikincil mevzuatların önemli olduğunu söyledi. Ertürk'e göre, her şey başarılı olursa en az 6.000 MW ek kurulu güç yaratılabilir.

Yeni düzenlemeyle bir yandan yatırımları hızlanırken, bir yandan da yeni oyuncuların sektöre girebileceği belirtiliyor

ÇEVRE ENDİŞELERİ

Ancak kömür yatırımlarının artacak olması çevre endişelerini de tekrar alevlendirdi.

Genel Kurul'da tasarıyla ilgili konuşma yapan CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, yerli kömürün kalitesinin düşük olduğu, bu nedenle daha fazla yatırım gerektirdiği ve diğer kaliteli kömür türlerine göre insan sağlığına, doğaya, tarıma daha fazla zarar verdiği bilinmesine rağmen bu kararların alındığını söyledi.

Engin, "Uluslararası sözleşmeler ve bu konudaki küresel duyarlılık sebebiyle, zaten artık İhracat Kredi Kuruluşları, Eximbank’lar bile bu tür kömür yatırımlarını ve projeleri finanse etmiyorlar. Hükümet bu projeler için sanıyorum Çin’den finansman isteyecek. Kömür yatırımları nedeniyle Çin şehirlerinin ne hale geldiği, hava kirliliği nedeniyle Çin’de ortaya çıkan sağlık sorunları herkesin malumu" dedi. 

Yasanın tüketiciye getireceği ek maliyetin kayıp kaçak bedelleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Greenpeace Akdeniz, TEMA Vakfı ve WWF-Türkiye tarafından yapılan açıklamada da, "İklim değişikliği ile daha etkin bir şekilde mücadele etmemiz gereken bir dönemde, Türkiye'nin iklim politikaları karbon yoğunluğunu azaltmaya odaklanmalı. Kömürün elektrik üretimindeki payını artıran politikalardan vazgeçmeli, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiye odaklanmalıyız. Elektrik fiyatlarında artış baskısı yaratacak, elektrik piyasasının akıllı şebeke, yerinde üretim gibi yeni dinamiklere uyumunu zorlaştıracak, tarım ve gıda güvenliğini tehdit edecek uygulamalara sebep olabilecek kanun değişiklikleri nedeniyle büyük endişe içindeyiz" denildi.

Üç kuruluş tarafından yayınlanan açıklamaya göre, analizler alım garantisinin yıllık toplam maliyetinin 1,1 milyar doları düzeyinde olacağını ve elektrik fiyatının yüzde 19 artacağını gösteriyor. Açıklamada, "Eğer linyit santrallerinde üretilen elektrik miktarı resmi hedeflerdeki 57 teravat/saate ulaşırsa, teşviklerin yıllık maliyeti 2 milyar doları aşarken, piyasadaki elektrik fiyatlarındaki artış yüzde 29 seviyesine ulaşabilir" deniliyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ DESTEĞİ

Kurumların bu noktada önerisi, maliyetlerinin gittikçe azaldığını söyledikleri yenilenebilir enerji yatırımları.

"Uluslararası Enerji Ajansı 2015 Dünya Enerji Görünümü raporunda, 2015–2040 arasında elektrik sektöründe yeni kurulu güç için yapılacak yatırımın yüzde 60'ının yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı projelere aktarılacağını öngörüyor" diyen üç kurum, "Paris İklim Anlaşması sonrasında kömür projelerinin finansmanının önünde önemli engeller yükseliyor. Bütün bu dönüşüm ve Türkiye’nin zengin yenilenebilir enerji potansiyeline rağmen, kömüre agresif teşvikler sunulması kabul edilemez" diyor.

Mecliste kabul eidlen yasada yenilenebilir enerji alanında da önemli değişiklikler yer alıyor.

Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları için üretim alanları oluşturulacak. Kurulacak yenilenebilir enerji alanlarında, yerli malı kullanım şartı aranacak. Çöp ve çamur gibi kentsel atıklar da elektrik üretiminde kullanılabilecek. 

Enerji IQ'dan Ertürk'e göre, kömür yatırımlarının yanı sıra yenilebilir enerjiye verilen desteğin artıyor olması kritik.

Bu alanda da yatırım hızının Türkiye'nin potansiyelinin altında olduğuna dikkat çeken Ertürk, "Bu piyasa bütün kaynaklarıyla bir bütün ve bu bütün içerisinde her bir bileşen ne kadar kuvvetli ve güçlü olursa bunun tüketicilere yansıması da aynı oranda olacak. Sağlıklı, kurallı, liberal işleyen bir piyasada tüketicilerin kaybetme şansı oldukça azalır" dedi. 

Yukarı

Business HT×