BIST 100 90.051 % 0,00
USD/TRY 5,3483 % 0,05
EUR/TRY 6,0872 % 0,11
Piyasalar
90.051
% 0,00
5,3483
% 0,05
6,0872
% 0,11
1,1365
% -0,04
21,36
0,00
1.244,94
% -0,06
60,41
% 0,43
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Saldırılar sonrası oluşan panikle nasıl başedilmeli?

Son bir yılda dünyayı ve Türkiye'yi sarsan saldırılar ve devam eden psikolojik artçıları toplumların gelecek umutlarını köreltiyor. Klinik Psikolog Ece Oral Albayrak'a göre bu süreç sosyal destek ve normal hayatın mümkün olduğunca devam etmesiyle aşılabilir

Saldırılar sonrası oluşan panikle nasıl başedilmeli?
GÖKÇEN TUNCER 22 03 2016, 17:24

Küresel Terör Endeksi verilerine göre terör saldırılarında ölenlerin sayısı son bir yılda yüzde 80 arttı.

Dünya kamuoyu, savaşları, bombalı saldırıları ve ölümleri Orta Doğu ile özdeşleştirirken, terörün küresel bir sorun olduğu 7 Ocak 2015'te Fransa'nın başkenti Paris'teki hiciv dergisi Charlie Hebdo'ya düzenlenen baskın ile ancak anlaşılabildi. 10 ay sonra yine Paris'te gerçekleşen saldırıların sarsıntısı ise çok daha büyüktü. Fransa Stadyumu ve Bataclan Konser Alanı da dâhil altı farklı noktada gerçekleşen saldırılarda 132 kişi hayatını kaybetti. 22 Mart’ta gerçekleşen ve 30’un üzerinde insanın yaşamına mâl olan Brüksel saldırıları ise bu uğursuz döngünün son halkası oldu.

Dünya siyaseti iç savaşlara ve mülteci krizlerine odaklanmışken Türkiye, son 8 ayda terörden en çok yara alan ülkelerden biri oldu. Sırasıyla Suruç, Ankara Tren Garı, İstanbul Sultanahmet, Ankara Kızılay, İstanbul İstiklâl Caddesi'ndeki intihar saldırılarında ölenlerin sayısı 198’i buldu.

Saldırıların artçı etkileri ise bombanın patladığı günle sınırlı kalmıyor. Otoritelerden yapılan “terör tehdidi” uyarıları, önlem amaçlı yapılan iptaller ve ertelemeler, kurumların kapatılması, insanları lazım olmadıkça sokağa çıkmamaya, toplu taşımadan ve kalabalıklardan uzak durmaya itiyor.

Klinik Psikolog Ece Oral Albayrak, bir insanı canlı bombaya dönüştüren nedenleri ve saldırılar sonrası toplum üzerinde gezen karabulutlarla başa çıkmanın yollarını BusinessHT’ye anlattı.

"CANLI BOMBALAR İÇİN 'RUH SAĞLIĞI BOZUK' DEMEK BASİTE İNDİRGEMEKTİR"

- Bir insan neden canlı bomba olur?

Pek çok canlı bomba örneğinde en büyük motivasyon çoğunlukla din olduğu söylense de araştırmalar arka planda çok daha karmaşık motivasyonel bir ağın olduğunu ortaya koyuyor. Yine araştırmalar, 'intikam, misilleme, aşağılama' isteği ile 'çaresizlik, gurur' ve hatta 'fedakârlık' hissiyatının pek çok intihar bombacısında ortak olduğunu gösteriyor. İntihar saldırganlarını ‘ruh sağlığı bozuk' diye nitelendirmek durumu çok ciddi anlamda basite indirgemek olur ve bu durum alınması gereken önlemleri engelleyebilir.

- Bombalı saldırıya birebir tanık olmamış ama toplumdaki endişeler nedeniyle sürekli kaygı duyan (uykusuzluk, korku, paranoya vs.) biri bu durumla nasıl başa çıkmalı?

Kısa süre içerisinde yaşanan terör olayları, en çok olaya tanıklık edenleri ve yakınlarını kaybedenleri etkilemekle birlikte toplumun genelinde kaygıyı artırdı. Pek çok kişi evden dışarı çıkmak istemiyor, çocuklarını okula göndermiyor, gün içerisinde dikkatini toplamakta zorluk çekiyor ya da güvensizlik yaşıyor. Baş etme açısından maalesef herkes için tek bir çözüm yolu yok. Yapılabilecekler yaşanan kaygının düzeyine göre değişiklik gösterse de duygularımızın farkına varmak, onları tanımlamak (korkuyorum, öfkeliyim gibi vb.), ifade etmek ve tüm bu duyguların olası tepkiler olduğunu kabul etmek en temel adımdır. Tehdit algısı azaldıkça kaygı, zaman içerisinde azalma eğilimi gösterse de kişinin yeniden güvende olduğunu hissetmesi zaman içerisinde olacaktır. Bu süreçte günlük hayatın mümkün olduğunca devam etmesi kaygının azalmasını sağlar. Sosyal destek (aile, akrabalar, arkadaşlar) iyileşme sürecini hızlandıran önemli etkenlerdendir. Eğer yaşanılan kaygı zaman içinde azalmıyor ve günlük hayatı etkiliyorsa mutlaka profesyonel destek almaları gerekmektedir.

“BEDEN VE ZİHİN YAŞANANLARI UNUTMAZ”

- Okulların, işyerlerinin kapatılması, toplu taşımaların kullanılmaması ne kadar doğru bir uygulama?

Her şeyden önce can güvenliğinin esas olduğunu düşünecek olursak tabi ki ciddi istihbaratlar durumunda okullara ara vermek ya da bazı etkinlikleri iptal etmek gerekebilir. Diğer taraftan bu uygulamalar beraberinde toplumsal kaygıda artışı getirdiği için karar aşamasında büyük özen gösterilmelidir. Başka bir değişle can güvenliği esas olmakla beraber, bu tarz uygulamalar ne kadar az olursa, tehdit algısının azalması o kadar kolay, günlük hayata dönüş de o kadar hızlı olur.

- Yaşanan felaketler gerçekten bir süre sonra unutuluyor mu yoksa bilinçaltında mı gizleniyor?

Zihnin, terör saldırıları gibi travmatik olayları, her anıyı işlediği gibi işleyip, hafızaya atması kolay değildir. Bu nedenle kişi günlük hayatına devam etse bile, bazı sahnelerin zihinde canlanması, sese karşı aşırı hassasiyet ve söz konusu olaya özgü rahatsızlık hissi uzun süre devam edebilir ya da olaydan bir süre sonra ortaya çıkabilir. Beden ve zihin yaşananları aslında unutmaz buna örnek olarak yaşanan yeni olayların geçmiş anıları tetiklemesini gösterebiliriz. Diğer taraftan insanın iyileşme yönünde inanılmaz bir gücü vardır. Yaşanan her türlü travmadan sonra gördüğümüz şey yaşamın ölümden güçlü olduğudur.

“FRANSA’NIN ‘BİR ARADAYIZ’ MESAJI GÜVEN VERDİ”

- Saldırılar sonrası toplumda oluşan huzursuzluğun nasıl dindirildiği konusunda uluslararası örnekler var mı?

Bugün Ortadoğu olarak adlandırılan bölge başta olmak üzere terör, dünyada pek çok farklı bölgeyi etkilemektedir. Dünyanın her yerinde saldırlar sonrasında toplumsal olarak önce şok hali kendini göstermekte, takip eden günlerde ise toplumsal kaygı artmaktadır. Bireysel olarak travma tedavisinde pek çok yöntem vardır ancak genele yayılmış kaygı, korku gibi toplumsal izlerin silinmesi konusunda siyasetçilere önemli rol düşmektedir. Yakın geçmişte, Fransa'da yaşanan terör saldırısından sonra birçok ülke liderinin bir araya gelip, kol kola sokaklarda yürümesi ve 'bir aradayız' mesajı vermesi, güven hissini destekleyen, toplumsal yaraların sarılmasında etkili olan olumlu bir örnektir. Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde terör ile ilgi farkındalığı artıran çalışmaların olduğunu, fiziksel güvenlik ve psikolojik müdahale açısından iyi organize olduklarını, travmaya en kısa sürede müdahale edildiğini görüyoruz.

- Siyasetçiler toplumsal krizi nasıl yönetmeli? Türkiye’de uygulama yeterli mi?

Terör saldırılarının etkilerinin azalmasında siyasetçilerin tutumları önemli rol oynar. Saldırıdan sonra oluşan kaygı, korku, üzüntü ve öfke gibi duygusal tepkilerin siyasetçiler tarafından anlayışla karşılanması ve toplumun güvenlik hissiyatının karşılanması gerekir. Bu doğrultuda siyasetçilerin, ayrıştırmadan uzak toplumun tüm kesimlerini kapsayan, bütünleyici söylemlerde bulunmaları gerekir. Türkiye'de kısa sürede peş peşe yaşanan saldırılar maalesef bu durumu güçleştirmiştir. Ülkemizdeki tüm siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları hep birlikte teröre karşı hareket etmeli ve somut adımlarla topluma güven duygusunu aşılamalıdır.

 

Yukarı

Business HT×