BIST 100 106.306 % -0,47
USD/TRY 5,7162 % 0,34
EUR/TRY 6,3236 % 0,29
Piyasalar
106.337
% -0,44
5,7154
% 0,32
6,3226
% 0,28
1,1061
% 0,03
11,86
0,00
1.468,71
% 0,29
63,83
% -0,22
En son haberlerden haberin olsun istemez misin?

Kurtulmuş: Türkiye-İsrail görüşmeleri olumlu ilerliyor

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İsrail ile ilişkilerin olumlu ilerlediğini belirtirken, AB'ye üyelik sürecinde de görüşmelerin devam edeceğini kaydetti

Kurtulmuş: Türkiye-İsrail görüşmeleri olumlu ilerliyor
BLOOMBERGNEWS 30 12 2015, 08:38

Salı akşamı Kanal 24'te bir programa konuk olan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu.

Son dönemde iyileşme sinyali veren İsrail ile Türkiye ilişkilerine değinen Kurtulmuş, iki ülkenin ilk defa ilişkiye geçmediklerini, daha önceden de bir ilişkinin var olduğunu söyledi. Bu ilişkiyi ortadan kaldıran tarafın Türkiye olmadığını aktaran Kurtulmuş, Mavi Marmara olayı ile ilişkilerin gerildiğini hatırlattı.

Tamamen bir sivil toplum faaliyeti gerçekleştiren ve sivil halka yardım etmek isteyen 10 kişinin uluslararası sularda İsrail devleti tarafından öldürüldüğünü belirten Kurtulmuş, "Durduk yerde ortada hiçbir şey yokken Türkiye, İsrail ile bir krize girmiş değildir. İsrail'in saldırganlığı, barbarlığı ve gaddarlığı, ortaya koyduğu Mavi Marmara katliamından sonra ilişkiler kopmuştur" dedi.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkinin normalleşmesi için İsrail tarafından girişimler olduğunu ancak her defasında araya başka olayların girdiğini dile getiren Kurtulmuş, Türk tarafının, özür dilenmesi, tazminatların ödenmesi ve Gazze'ye yapılan ablukanın kaldırılması konusunda üç temel unsuru öne sürdüğünü bildirdi.

Özrün 2013 yılında gerçekleştirildiğini anımsatan Kurtulmuş, tazminattan da asla vazgeçilmeyeceğini, tazminat konusunda önemli olanın rakamın değil, "Ben yanlış yaptım, özür diliyorum" sözünün fiili olarak ortaya konulması olduğunu kaydetti.

Üçüncü unsurun ise Gazze'ye ablukanın kaldırılması olduğunu, tüm bu unsurlar aşıldığı takdirde Türkiye ile İsrail arasında normalleşme sürecinin başlayacağını belirten Kurtulmuş, "Şu anda görüşmeler olumlu istikamette ilerliyor, siyasi görüşmeler yapılmıyor, teknik düzeyde bu görüşmeler ilerliyor. İki konuda da uzlaşma sağlandığı anda bu siyasi alana taşınacaktır" ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, ilişkiler normalleşse de Mavi Marmara'daki şehitlerin ve Filistin davasının asla unutulmayacağını vurgulayarak, Filistin'e, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskılar konusunda Türkiye'nin son derece hassas olduğunu ve bunun uluslararası camia tarafından da bilinmesi gerektiğini söyledi.

"KEŞKE 17. FASILLA BAŞLANMASAYDI"

Kurtulmuş, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) sürecindeki konumu ile ilgili soruya karşılık, Avrupa'da sadece ekonomik krizin değil, siyasi çekişmelerin de yaşandığını belirtti.

Avrupa Birliği'nin ortak bir devlet olmak yönünde çok hızlı adımlar atmış olmasına rağmen henüz ortak devlet olmayı başaramamış bir kimlik olduğunu anlatan Kurtulmuş, mülteci sorununun da AB için ciddi bir konu olduğunu kaydetti.

Türkiye 2,5 milyon mülteciyi ülkesinde barındırırken, çok az sayıda mülteci ile zorlanan AB'nin Türkiye'ye karşı olumlu bir yaklaşım içerisine girmesinin zaruret kazandığını ifade eden Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ukrayna krizini çözemeyen bir Avrupa'nın, bir Batı'nın, bu anlamda Türkiye'ye ihtiyacı olduğu bir kere daha ortaya çıkıyor. Bütün bunlar üst üste konulunca Avrupa Birliği, Türkiye'yi bir kere daha keşfetmiş oldu. Keşke bu müzakerelere 17. fasılla değil de diyelim 23-24. fasıllarla başlansa ve 17. fasıl en sona bırakılarak başlansaydı. Ne olursa olsun bu faslın açılmış olması ve uzun bir aradan sonra Türkiye ile AB zirvesinin Brüksel'de gerçekleştirilmiş olması Türkiye açısından da bir kazançtır, bir açılımdır. Avrupa'nın da Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın bir göstergesidir. Bundan sonra da düzenli aralıklarla bu toplantılar devam edecektir."

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakerelerde 14 Aralık'ta açılan 17 numaralı "Ekonomik ve Parasal Politikalar" faslı, üye ülkelerde daha güçlü ekonomik yapı oluşturulmasını ve ekonomik koordinasyonun artırılmasını hedefliyor.

"BİR KAPI KAPANSA BAŞKA BİR KAPI AÇABİLİRİZ"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 1 Kasım'dan sonraki ekonomik istikrarın boyutu ile ilgili soruyu ise iş dünyasında bir rahatlama ve güven olduğunu belirterek yanıtladı.

64. Hükümet Eylem Planı'na değinen Kurtulmuş, Türkiye'de son 10 yıldır devam eden makro ekonomideki istikrarı mikro başarılarla taçlandıracak bir hükümet programını ortaya koyduklarını ve uygulamaya da başladıklarını bildirdi.

Türkiye'nin büyüme trendi devam eden bir ülke olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"'İşimiz güllük gülistanlıktır' anlamında söylemiyorum. Ortada gerçekten son derece sıkıntılar içerisinde olan bir Ortadoğu coğrafyası var. Rusya ile devam eden gerilim var. Ortadoğu'da çok yüksek düzeyde devam eden gerilim var. Küçülmekte olan Irak pazarı var, Suriye neredeyse tamamıyla kapanma noktasına gelmiş olan bir pazar ama Türkiye'nin bir avantajı da şu, bir kapı kapansa da açılacak başka kapıları var. Çeşitlendirmeyi başarabilen bir ülke. Ben sonuç itibarıyla son derece olumlu bir noktada durduğumuzu düşünüyorum."

"TÜRKİYE KENDİSİNİ DELİ GÖMLEĞİ GİBİ SIKAN ANAYASAYI ÇÖPE ATMALI"

Ne kadar reform yapılsa da ülkenin tıkandığı noktanın yeni anayasa olduğunu belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye artık kendisini deli gömleği gibi sıkan bu 82 Anayasası'nı çöpe atmak mecburiyetindedir. Yeni, demokratik, sivil, demokratik, katılımcı bir anayasa yapmak durumundayız. Bu sadece bizim sorumluluğumuz değil, bütün partilerin sorumluluğudur. Bir kere daha çok açık söylüyorum, eğer bu parlamento yeni bir anayasa yapmazsa, siyaseten hiçbir şey yapmamış olacaktır. Bu yeni anayasayı da bırakın AK Parti'nin menfaatlerini, Cumhuriyet Halk Partisi'nin menfaatlerini, parti menfaatleri gözüyle değil, millet menfaatleri gözüyle bakmamız lazım. Kişisel menfaatler gözüyle değil, millet menfaatleri gözüyle bakmamız lazım.

Bizim sistemimiz nerede aksıyor. Bunları biliyoruz. Biz deriz ki 'şurada aksıyor', CHP, MHP de der ki 'şurada aksıyor.' O aksayan yerlerimizi nasıl tedavi edeceğiz, buna ilişkin de görüşlerimizi ortaya koyarız. Sonuçta uzlaşırız uzlaşabiliyorsak. Uzlaştığımız noktalarda bile gideriz milletten sorarız, sonuçta anayasa yapıyoruz. Türkiye bunu yapmak mecburiyetindedir, daha fazla geciktiremez. Başkanlık sistemini de konuşmak mecburiyetindedir. Türkiye'de etkin bir yürütmenin diğer araçları neler olacak bunları da konuşmak zorundadır. Türkiye etkin bir kamu yönetimi reformunu yapmak mecburiyetindedir. Türkiye eşit ve özgür yurttaşlık meselesini aşmak durumundadır, bunları sağlamak mecburiyetindedir. Artık bir takım kaygılarla, hislerle, korkularla hareket edemeyiz. Türkiye bütün bunları açık bir şekilde ortaya koymak durumundadır."

Yukarı

Business HT×